Akvaryumlu AVM’leri çok sevdik

Farklılaşmak isteyen AVM’Ier son yıllarda bünyelerine akvaryum ve su altı hayvanat bahçeleri katmaya başladı. Akvaryumlar binlerce deniz canlısına ev sahipliği yapıyor. AVM’ler böylece eğlence dünyasına yeni bir fonksiyon da ekledi…

ÇOCUKLUĞUMUZUN en eğlenceli aktivitelerinden biriydi Gülhane Par-kı’ndaki hayvanat bahçesine gitmek. Günümüzde pek çok yetişkin için Gülhane Parkı bu nedenle hala çok özel bir yer. Ancak aradan geçen yıllar insanlarda hayvanlara yönelik hassasiyetleri artırdı, onların yaşam ve bakım koşulları üzerine düşünmeye itti. Bunun sonucunda pek çok hayvanat bahçesi bakım koşullarını iyileştirdi. Gülhane Par-kı’ndaki hayvanat bahçesi çoktan kapandı.

Hayvanların seyirlik canlılar olması çağımızın en büyük tartışmalarından biri. Pek çok kişi hayvanat bahçelerinin kapatılmasını ve hayvanların kendi doğal ortamlarında yetişmesi gerektiğini savunurken bir o kadar insan da hayvanların iyi bakıldığı sürece buralarda yaşamasında bir sakınca görmüyor.

Bu tartışma sürerken günümüzde yeni hayvanat bahçeleri açılmaya devam ediyor. Bunlar içinde su altı hayvanat bahçelerine özel bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü son yıllarda ülkemizde pek çok su altı hayvanat bahçesi açıldı ve görünen o ki açılmaya da devam edecek. Zira pek çok AVM su altı hayvanat bahçelerini projelerine dahil ediyor.

AVM yetkilileri, su altı hayvanat bahçelerinin ne kadarlık bir ekonomi yarattığı konusunda bilgi vermekten kaçmıyorlar. Fakat Forum İstanbul’daki Sea Life’a haftada 6 ila 10 bin arasında ziyaretçi geldiği bilgisi yaratılan ekonomi konusunda bir fikir veriyor.

AVM’LERİ FARKLILAŞTIRIYOR

Bir AVM’de sinema, eğlence alanları, alışveriş mağazaları ve yemek katlarının olması beklenir. Ancak farklı olma iddiası olan AVM’ler su altı hayvanat bahçelerine de yatırım yapıyor. Forum İstanbul, Emaar Square Mail, Aqua Florya gibi AVM’ler akvaryum ve su altı hayvanat bahçeleri ile dikkat çekiyor.

AVM projelerinde son yıllarda sıkça rastladığımız su altı hayvanat bahçelerinin sayısında yaşanan artış bazı soruları da beraberinde getiriyor. İlk soru doğal olarak “neden” sorusu.

İlk cevabı geçtiğimiz Nisan ayında kapılarını açan Emaar İstanbul yetkilisinden alıyoruz. Emaar Akvaryum ve Sualtı Hayvanat Bahçesi Genel Müdürü Gülnur İnkaya, Emaar İstanbul’un bir yaşam merkezi olarak yola çıktığını vurguluyor öncelikle. “Ziyaretçilerimize alışveriş dışında Anadolu Yakası’nda aile eğlence alternatifleri sunmayı arzuladık” diye konuşan İnkaya, Emaar Akvaryum ve Sualtı Hayvanat Bahçe-si’nin, barındırdığı canlı çeşitliliği ile İstanbul’daki diğer akvaryumlardan farklılaştığım kaydediyor. Dünyanın dört bir yanından getirilen özel hayvanlar bulunuyor bu su altı hayvanat bahçesinde. Mesela dev bir timsah, su samurları, Humboldt penguenleri bunlardan bazıları.

TURİSTLERİN DE İLGİSİNİ ÇEKİYOR

Forum İstanbul içinde yer alan Sea Life, 8 bin metrekarelik bir alanda yer alıyor. Forum İstanbul AVM Müdürü Tuğrul Cömert akvaryum ve AVM birlikteliğinin oldukça verimli olduğunu anlatıyor. Cömert AVM’lerin bu sayede farklılaştığını belirtirken akvaryumlar için ise AVM içinde yer almanın otopark ve yeme içme alanları gibi konularda kolaylık sağladığını ifade ediyor.

Akvaryumlar ve su altı hayvanat bahçeleri sadece yerli ziyaretçilerin ilgisini çekmiyor. Ziyaretçiler içinde turistler de yer alıyor. Forum İstanbul’daki akvaryumda neredeyse bir futbol sahası uzunluğunda 83 metrelik bir su altı okyanus tüneli bulunuyor. Bu tünel aynı zamanda Türkiye ve Avrupa’nın en uzun okyanus tüneli olma özelliğine sahip. 51 adet sergi tankında, 5 milyon litre suyun içerisinde yaklaşık 15 bin deniz canlısı yaşıyor. Bunlar arasında kum kaplanı, zebra, çekiçbaş gibi 15 farklı türdeki 61 köpekbalığından oluşan, geniş bir köpekbalığı ailesi ve en büyük 2 köpekbalığı yer alıyor. Diğer canlılar arasında ise türünün yaşı 570 milyon yıl olan at nalı yengeci, dinozorlar çağından günümüze erişmiş ara-paymalar ve boyu 3 metreyi aşan devasa vatozlar bulunuyor.



NESLİN DEVAMLILIĞI ÖNEMLİ

Akvaryum ve su altı hayvanat bahçeleri çok çeşitli canlıları barındırıyor. Hatta bazı canlılar ülkemiz sınırlarına ilk defa o akvaryum kanalı ile gelmiş oluyor. Ziyaretçilerin bu özel canlıları yakından görme imkanı bulduğu bu akvaryumlar ve su altı hayvanat bahçelerinin bazılarının amaca sadece seyir keyfi vermek değil. Mesela hem Emaar Akvaryum ve Sualtı Hayvanat Bahçesi hem de Sea Life İstanbul hayvanlar için rehabilitasyon merkezine sahip. Amaç bazı hayvan türlerini korumak ve nesli-
nin devamını sağlamak. Sea Life İstanbul bu sebeplerle kurulmuş Türkiye’nin ilk özel Deniz Kaplumbağası Rehabilitasyon Merkezi’ne sahip. Bu merkezde doğada bulunan ve bakıma muhtaç kaplumbağaların tedavisi ve rehabilitasyonu sağlanıyor. “Sea Life İstanbul açılışından bu yana dört deniz kaplumbağasını tedavi ederek doğadaki yaşamına geri dönmesini sağladı” diyen Merlin Entertainments Grup Genel Müdürü Sarper Hilmi Suner, Çanakkale’de kafasından yaralı olarak bulunan ve yaklaşık iki yıldır tedavi gören Dilek isimli kaplumbağanın Haziran ayında tedavisini tamarnlayarak doğaya salınacağı bilgisini yor.

Emaar Akvaryum ve Sualtı Hayvanat Bahçesi de Uluslararası Doğayı Koruma Birliği ile birlikte nesli tehlike altında olan türlerin doğada yok olmaması için çalışıyor. Program kapsamında yapılan çalışmalar meyvelerini vermişe benziyor. İki tane vatoz dünyaya gelmiş ve önümüzdeki günlerde yumurtadan çıkması beklenen başka vatoz ve köpekbalıkları da var. Gülnur ln-kaya Dubai’deki akvaryumda penguen ve timsahlardan yavrular alındığını belirterek “Canlıların üremesi de bize yaşadıkları ortamda stres altında olmadıklarını, huzurlu olduklarını gösteriyor. Biz de ilerleyen zamanda diğer türlerin de yavrulamasını bekliyoruz” diye konuşuyor.

YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR

Kapalı kalmak ve sınırlı bir alanda yaşamak sadece insanları değil hayvanları da strese sokan faktörlerin başında geliyor. Örneğin, insanların yaşadığı stres bozukluğu, anksiyete, iştah kapanması, depresyon gibi sıkıntılar diğer hayvanlarda da görülebiliyor. Ancak hayvanlar konuşarak dertlerini anlatamıyor. Bu nedenle yaşadıkların problemleri davranışlarını gözlemleyerek anlamak mümkün.

Gülnur Inkaya, ev sahipliği yaptıkları hayvanların dalgıçlar ve su ürünleri mühendisleri tarafından tek tek beslendiğini kaydediyor ve bu şekilde canlıların sağlık durumlarının ve davranışlarının yakından takip edebildiklerini anlatıyor. Gerektiği hallerde canlıyı akvaryum hastanesi diyebileceğimiz karantina alanına aldıklarını kaydeden înkaya, “Bir süre müşahede altında tutabilecek bir yapımız da mevcut” diyor.

Sarper Hilmi Suner de hayvanların sağlığını korumanm ve kurdukları sistemin sürdürülebilirliğini sağlamanın oldukça yüksek maliyetler gerektirdiğine dikkat çekiyor ve bu iş için 14 kişilik uzman kadronun yanı sıra operasyonda 100 kişinin çalıştığını ifade ediyor. Emaar Akvaryum ve Sualtı Hayvanat Bahçesi’nde 60 kişilik bir ekip canlıların bakım ve sağlığından sorumlu.

Gülnur tnkaya da Suner gibi canlıların bakım ve sağlığının ciddi bir iş olduğunu vurgulayarak beslenme için ayda 500 kilogram et, deniz mahsulü, sebze ve meyve tükettiklerinden bahsediyor. Her canlının yaşam koşuluna bağlı olarak tankların ayrı iklimlendiril-diğini söyleyen înkaya, bunun için harcanan enerjinin neredeyse küçük bir kasabayı aydınlatacak ölçekte olduğunu ifade ediyor.

BAKANLIK DENETİMİNDE

Peki, bu akvaryumları ve su altı hayvanat bahçelerinin denetimi nasıl sağlanıyor? Akvaryumlar ülkemizde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından denetleniyor. Bakanlığın kriterlerine uymak zorunda bu akvaryumlar. Ayrıca üye oldukları uluslararası kuruluşlar tarafından da denetim sağlanıyor.

Örneğin, Emaar Akvaryum ve Sualtı Hayvanat Bahçesi Dünya Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği’ne (WA-ZA- The World Association of Zoos and Aquariums) üyelik başvurusunu yapmış. İnkaya, bu tür kuruluşların önemiyle ilgili şunları söylüyor: “Bu kuruluşlar hem denetleme hem de global bilgi paylaşımı yapılabildiği için doğal yaşamı koruma açısından önemli görevler üstleniyor.”

MERAL CANDAN





üye

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir