Pazar , Mart 24 2019
Anasayfa / Girişimcilik / Atıştırmalık pazarına Zulu’yla girdi

Atıştırmalık pazarına Zulu’yla girdi

Türkiye’de atıştırmalık pazarındaki boşluğu görerek ambalajlı kuru et markası Zulu’yu yaratan Hande Altay ve Orkun Kurucu, 20l6’da yüzde 50 büyümeyi hedefliyor. Akaryakıt istasyonu, market, şarküteri, tekel bayisi, spor salonu gibi 140’tan fazla satış noktasına ulaşan girişimciler, bu rakamı 2016 sonuna kadar 200’e çıkartacak. Türkiye’de alt yapıyı oluşturduktan sonra rotayı yurtdışına çevirme planı yapan Altay ve Kurucu, yurtiçi veya yurtdışı merkezli yatırımcı bir firma ile ortaklık yapmayı hedefliyor.

Yoğun iş temposu, trafik, metropol yaşantısı ye-me-içme alışkanlıklarını değiştiriyor. Yemek yemeye vakit ayıramayan pek çok kişi için atıştırmalık ürünler kurtarıcı hale geliyor. Bu süreçte tüketicinin giderek artan sağlıklı gıda arayışı pazara yeni ürünler girmesine neden oluyor. Türkiye’nin ilk ambalajlı kuru et markası Zulu da bu ihtiyaca yönelik ortaya çıkan markalardan biri…

Zulu

Zulu’nun fikir babası Orkun Kurucu Marmara Üniversitesi İngilizce Ekonomi Bölümü’nü bitirdikten sonra uluslararası reklam firmalarında çalışıyor. 10 sene kadar Türkiye’nin büyük markalarına iletişim stratejileri danışmanı olarak kurumsal reklam firmalarında hizmet veren Kurucu, 2000 yılında profesyonel iş yaşamına veda ederek, kendi işini yapmak üzere ticaret hayatına atılıyor. Kendisi de metropol hayatının zorluklarıyla karşı karşıya kalan ve iş nedeniyle uzun seyahatler yapan Kurucu, bu süreçte ambalajlı kurutulmuş et konusunda Türkiye’de bir açık olduğunu fark ediyor. Yurt dışı seyahatlerinde gittiği her yerden Türkiye’ye kurutulmuş et getirdiğini söyleyen Kurucu, “Türkiye’de neden üretilmediği fikri de bu şekilde oluştu. Atıştırmayı çok seven bir et sever olarak bundan daha sağlıklı bir atıştırma ürünü olmadığını spora başladığımda öğrendim. Tempolu ve bol trafikli iş yaşantım için de çok uygundu. Arabamda ve hatta çantamda taşıdığım kuru et yaşantımla bütünleşti. En büyük hobim seyahat etmek olduğu için hem kısa hem uzun seyahatlerimde hep yanımda taşıdığım tek şey. Özellikle doğa seyahatlerinde bir hayat kurtarıcısı” diyor. Yeni bir iş için yatırım yapmayı planladığında da ister istemez ilk aklına gelen ürün atıştırmalık kuru et oluyor. Fikrini uzun yıllardır arkadaşı olan Hande Altay’a açan Kurucu, 2013 yılından itibaren Altay’la birlikte proje üzerinde çalışmaya başlıyor. Nishdecor’da halen yönetici ortak olarak görevine devam eden Hande Altay’ın desteğiyle Zulu markası ortaya çıkıyor.

Özel fırınlarda kurutuluyor

Yaklaşık 600 bin TL’lik bir yatırımla Türkiye’de üretilen ilk atıştırmalık kuru et ‘Zulu Beef Jerky’ 2014 yılında piyasaya çıkıyor. Zulu ürünleri kuru et üretmek için özel olarak kurulmuş T.C. Tarım ve Gıda Bakanlığı onaylı tesislerde veteriner hekim kontrolünde kesilmiş dana eti ile özel yapım fırınlarda üretiliyor. Öncelikle lezzeti veren marinasyon işlemi yapılıyor ve ardından uzun saatler fırında kurutmaya geçiliyor. Etin günümüzde de halen İç Anadolu Bölgesi’nde rüzgar ve güneşte yani doğal şartlarda kurutulduğunu söyleyen Kurucu, “Bugün teknolojinin gelişmesiyle birlikte ete, rüzgarın ve güneşin etkilerini bilgisayar kontrolünde verebiliyoruz. Bu şekilde tamamen kurutulmuş ve marine edilmiş etin içinde bakteri, organizma oluşmuyor ve uzun süre dayanıklı hale geliyor” diyor.



Satış ağını genişletecek

Et kurutulduktan sonra 3’te 1 oranına kadar gramaj olarak azalırken protein değeri sabit kalıyor. Bu nedenle kuru et sporculardan tarafından da tercih ediliyor. Zulu’nun ürün özelliklerinden dolayı tüketici profilinin çok geniş olduğuna dikkat çeken Hande Altay, ürünü hedef kitlesini şu şekilde anlatıyor: “Genel hedef kitleyi 18-50 yaş arası erkek, kadın, orta-üst düzey gelirli sosyal tüketici olarak tanımlayabiliriz. Hayatın hızına yetişmekte zorlanırken her gün üç öğün yemek yemeye uzun zaman harcamak mümkün olmuyor ve pratik beslenme yöntemleri önemli hale geliyor. Bunun dışında yüksek protein içerdiği için sporcular, hafif, pratik ve yemeye hazır olduğu için dağcılık, trekking sporuyla ilgilenenler, tekne seyahati ve kamp yapmayı sevenler de ürünümüzü tercih ediyor.”

Girişimciler, Zulu’nun bugünkü lezzet, form ve besin değerlerine ulaşana kadar uzun bir ön hazırlık yapıyor. Kurutulmuş etin başta Amerika olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde yoğun tüketilen bir atıştırmalık olduğunu söyleyen Orkun Kurucu, Zulu ürünlerinin Türk damak tadına uygun olması için çabaladıklarını söylüyor. Original – BBQ ve Acı BBQ çeşitleriyle piyasada olan üründe yeni lezzetler için çalışmalar devam ediyor. Önümüzdeki günlerde kırmızı et tüketmeyenler için kuru hindi üretilmesi planlanıyor.

Zulu Kuru Et, akaryakıt istasyonları, market ve şarküteriler, tekel bayileri, hastane ve üniversite cafe’leri ve spor salonları gibi farklı noktalarda bulunuyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bodrum, Göcek, Bursa ve Trabzon ise markanın büyüdüğü iller arasında yer alıyor.

Online satış olanağı

2016 yılında satış ağını genişleterek 200 noktaya çıkmak istediklerini söyleyen Kurucu, “Türkiye’nin her noktasına da ekstra bir ücret talep etmeden kargo ile gönderim yapıyoruz. Günümüzde internet kullanımının çok yaygın olması ve internet üzerinden sipariş vermenin kolaylığı sınırları ortadan kaldırıyor” diyor. Şirketin hedefi ilk hedefi Türkiye’de Zulu’nun bilinirliğini ve buna bağlı olarak tüketimini artırmak. Satış noktaları ve web sitesi üzerinden bugüne kadar 30 bin paket ürün satan şirket, 2016’da yüzde 50 büyüme hedefliyor. İki ortağın bir sonraki hedefi ise yurtiçi veya yurtdışı merkezli yatırımcı bir firma ile ortaklık yaparak yurtdışı pazarına açılmak.

Zira Türkiye’de çok bilinmese de ambalajlı kuru et dünyada dev bir pazar haline gelmiş durumda. Amerika’da 2,5 milyar dolar büyüklüğüne ulaşan kuru et pazarının son 10 senedir hep çift basamaklı sayılarda büyüdüğünü söyleyen Kurucu, “Buna büyük krizde Amerikan ekonomisinin çöktüğü yıllar da dahil. Daha net söylemek gerekirse kriz döneminde Amerika’da pazar büyüklüğü 2009 da 1,5 milyar dolardan 2014’te 2,5 milyar dolara çıktı” diyor.

Zulu’nun adı Afrika kabilesinden geliyor

Zulu markasının ismi ise en büyük ve en uzun süre varlığım sürdürmüş bir Afrika kabilesinde geliyor. Kurutulmuş etin geçmişinin çok eskilere, buzdolabının olmadığı, teknoloji kelimesinin henüz telaffuz edilmediği dönemlere dayandığım söyleyen Hande Altay, “Tüm göçebe toplumlarda uzun süre bozulmadan saklanabilmesi sayesinde önemli bir besin kaynağı olmuş. Bu kadar geçmişe gitmek ve kuru etin hikayesi bize Afrika kabilelerini çağrıştırdı. Biz de markamızın adım en büyük ve en uzun süre varlığını sürdürmüş bir Afrika kabilesinin adı olan Zulu koyduk” diyor.

Dünyada yaygın bir yöntem

Kuru et, tüm dünyada farklı isimlerle anılan geleneksel bir ürün. Amerika kıtasında Kızılderililerin yöntemleri ile yapüan ete ‘beef jerky’ adı veriliyor. Benzer yöntemlerle hazırlanan kuru etler, Türkiye’de ‘pastırma’, Afrika’da ‘biltong’, Güney Amerika’da ‘carne seea’, Moğolistan’da ‘bort’, Avrupa da ‘breosola’ olarak adlandırılıyor. Zulu’nun Boşnak eti diye tabir edilen kuru etten farkı ‘dehidrasyon’ yöntemi ile etin içindeki suyun tamamına yakınının alınması. Yani İOO kilogram tamamen yağlarından ayırılan et, işlem gördükten sonra 30 kilo olarak çıkıyor.




İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


üye

Bunu da İnceledinizmi ?

E-spor etkisindeki tekstilin büyüklüğü muazzam

Cosplay, tekstil perakendecileri başta olmak üzere pek çok üreticiyi etkisi altına almış durumda. Özelleştirilebilir kıyafetler …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir