Pazar , Mart 24 2019
Anasayfa / İş ve Kariyer / Buluşsal Kültürden Çıkan İş Fikirleri

Buluşsal Kültürden Çıkan İş Fikirleri

Emek yoğun hammadde ve tarım ekonomisinden, şimdi yüksek katma değerli üretime geçiş zamanı. Buluşsal kültür bize yepyeni bir gelecek sunuyor.

BUGÜN neredeyse tüm dünyada ‘hammadde yoğunluklu ekonomi’den ‘bilgi yoğunluklu ekonomi’ye hızlı bir geçiş var. Daha düne kadar endüstriyel aşamanın simgelerinden olan hammadde yoğun sektörlere karşın yepyeni bir üretim anlayışı doğuyor.

Tüm gelişmiş ülkeler ‘dijital endüstri’, ‘agrokimya’ ve ‘biyoteknoloji’ tabanlı ekonomilere geçiyor. Sanayi hammadde girdisi yüzde 50’leri aşan klasik sektörlerin tümü ‘demode’ olmak üzere…

MADDE DEĞİL BİLGİ ÖNEMLİ

Yeni nesil bilgi teknolojileri desteğindeki sektörlerde hammadde girdisi bugün yüzde 10’ların altına kadar indi. Örneğin, araştırmacı sektörler yaratıcı kolaylıklarla hem zaman, hem de optimum fayda üzerinde duruyor. Gelişmeye ‘4. Sanayi Devrimi’ adını takanlar da var.

Tüm bunları ilk fark eden Amerika ve Avrupa oldu. Japonya ve Çin bu yeni akımın Uzakdoğu’daki taşeronluğunu üstlendi. Sonra, üretim rekabetine Güney Kore dâhil oldu.

Asya’nın bütününe bakıldığında Hindistan yazılım teknolojilerine yönelip yüzyılın başında sınıf atladı. Şimdi ise başta Almanya olmak üzere neredeyse tüm Avrupa ülkeleri kademeli olarak mevcut sanayilerim buluşsal unsurlarla takviye edip ıslah ediyor.

is fikirleri

YARATICI AKIL ÖNE GEÇİYOR

ABD yön verici akılla bu süreci daha 1970’lerin ortasında ilan edip topluma mal etmeyi başarmıştı. Otomotivde bile hammadde ve emek oranı ciddi şekilde düşmüştü. Bir zamanların göz kamaştıran ünlü ‘Detroit Efsanesi’ bugün sadece anılarda yaşıyor.

Yeni teknolojilerin miladı 2. Dünya Savaşı sırasında başladı. ABD ordusunun laboratuvarlarında geliştirilen ünlü ‘ENIAC’ olmasıydı hem endüstriyi hem de insanlığı biçimlendiren ‘Bilgisayar Uygarlığı’ olmayacaktı. Süreç dünyayı öylesine etkiledi ki gelişmiş ülkeler bu miladı kendi ölçülerine uydurarak modern buluşlara imza attılar.

Dijital dünyanın öncülerinden Finlandiya bile zamanı gelince bu pastadan payını aldı, ikinci Dünya Savaşı yıllarında efsane lider Cari Gustaf Emil Mannerheim’la Sovyet Rusya’ya kafa tutan Finlandiya mikroçip ve dijital mamuller üretiminde Rusya dâhil çoğu ülkeye yine kafa tutuyor bugün.

TARIMDAN TARIMSAL SANAYİYE GEÇİŞ

Tarıma dayalı ekonomileri yanında doğal kaynaklarıyla da öne geçen Brezilya, Şili, Venezuela’mn bir türlü istikrara kavuşamamasmda da bu gerçeği zamanında göremeyişleri yatıyor. Uzun yıllar askeri vesayetten kurtulamayan Arjantin ancak bugünlerde özgün teknolojiler geliştiriyor.

Türkiye ise henüz ‘yenilik tabanlı endüstrileşme’ trenini kaçırmış değil. Emek yoğun hammadde ve tarım ekonomisinden, yüksek katma değerli üretimlere geçebilir, mevcut üretim aygıtlarını dijital teknolojilerle takviye edebilir. Salt dijital ekonomide söz sahibi olunması bu saatten sonra çok zor… Tarım ve bazı sanayi dallarında verimlilik eksenli rehabilitasyon’ içinse hiçbir engel yok.

Peki, hangi sektörler daha şanslı bizim coğrafyamızda?

İLAÇ SEKTÖRÜ ÖNCÜLÜK YAPABİLİR

Gittikçe gelişen ilaç ve kimya sektörü en başlarda… ‘Bilim ilaç’ ile ‘Abdi İbrahim’ fabrikalarında bunun canlı örneklerini görmüştüm. Depolama sistemlerini bile dijital teknolojiyle bütünleşik hale getirmişlerdi.



Yakında dijital tabanlı farmasötik ilaç fabrikalarının ülkemizde yükselişine şahit olabiliriz. Bilhassa son yıllarda ilaç sektörünün ihracat eksenli ulaştığı boyut hiç de küçümsenecek gibi değil. Yeni moleküllerin geliştirilmesi üzerinde ciddi çalışmalar var. Üniversitelerle işbirliği yaparak klinik destekli orijinal buluşlara imza atılması mümkün…

LOKOMOTİF SEKTÖR OTOMOTİV

Yenilikçi sektörlerin başında otomotiv sanayimiz geliyor. Ağırlıklı olarak sadece yerli patentle üretim bu işin miladı olabilir.

Hafif ticari araç üretiminde orijinal çalışmaların yapıldığını biliyorum. Özellikle elektrikli motor teknolojisinde şimdiden buluşsal yeniliklere sahibiz. Tasarım konusunda ise oldukça ileri teknolojilerin kullanıldığını işitiyoruz. Diğer bir avantajımız ise endüstrinin kalbi olabilecek coğrafyada bulunmamız.

TARIM VE GIDADA DEĞİŞİM YAKIN

Ülkemizin coğrafi konumu, deneyim gücü tarım ve gıda endüstrilerinde devrim yaratacak olanaklara sahip. En azından tohumculuk başta olmak üzere yem teknolojilerinde bilgi ekonomisine geçiş yapabiliriz. Üretimde ise yeni ürünleri kendi patentimize almamız mümkün. Onlarca beklenti arasında sadece birini örnek göstererek dikkatinizi çekmek isterim: Bugün peynir olgunlaştırılmasında bizi dünya çapında öne geçirebilecek fırsatlar var. ‘Alpine Plants’ konusunda başı çeken İsviçre, İtalya, Fransa gibi ülkelere rağmen başta ‘Toroslar’ olmak üzere Doğu ve Karadeniz yaylarında teknoloji kontrollü peynircilik yapılamıyor. Neden? Doğal yaşlandırma tekniği sadece limon yaşlandırılmasmda (bu işe ‘yatak’ da deniyor) Kapadokya yöresi için geçerli. Bugün doğal fermantasyona elverişli hem yeraltı, hem yerüstü oluşumlara sahip neredeyse tek ülkeyiz. Bunları teknoloji kontrollü üretim alanlarına çevirmek için yenilikçi olmak gerekiyor.

YAĞ TEKNOLOJİLERİ

Hidrojene edilerek katılaştırılmış margarin tipi yağlar yerini tüm aşamalarıyla kontrol altına alınmış sıvı yağlara bırakıyor. Bugün zeytin ülkesi olarak raftaki zeytinyağının saflığını ve asit tayinini yapacak teknolojiyi geliştirmek üzereyiz. Tamamen yerli düşünce ve teknolojiyle dizayn edilen yeni buluşlar sayesinde raftaki ürünün niteliğini tüm ayrıntılarıyla anlamak mümkün olacak.

Tağşiş olarak bilinen sahtecilik tarihe karışacak. Bu teknolojiyle zeytinyağında başta çiçek yağları olmak üzere başka katkılar bulunmayacak. Sadece basit bir ‘lazer kalemi’ gibi görünen, ışık huzmesiyle çalışan bir buluş aynı zamanda ülkemizin dijital teknolojideki yerini göstermesi açısından çok önemli. Yakın gelecekte bilgi teknolojileri kapsamında en basit yöntemle ‘zeytinyağı margarini’ konusunda da öncü olacağımızı belirtelim.

ÇEVRECİ PLASTİK ENDÜSTRİSİ

Dünyada plastik endüstrisi kadar hızlı gelişen başka sanayi dalı yok dense yeridir. Gerçekten de plastik malzeme çeşitliliği 1950’li yıllardan itibaren yüksek hızla yayılıp, insan yaşamının hemen her noktasında yer alıyor bugün.

Çevresel kaygılarla yeni türleri ortaya çıkarma gayreti giderek yoğunlaşıyor. Tüm sanayilerde başlıca girdi halini alan plastiklerin içinde başta sentetik reçineler olmak üzere yeni hammaddeler geliştiriliyor, yeni teknolojilere gidiliyor.

Yakın gelecekte yalnız otomotiv, uçak, yüzey örtme gibi alanlarda değil, yapı ve inşaat sektöründe de çevre duyarlılığı olan plastik maddeler kullanılacak. Çimentodan tuğlaya, kompleks dişlilerden, kırılmaz plastik levhalara yüzlerce alanda yeni nesil plastik devrimi yaşanacak. îşin ilginç tarafı yeni plastik hammaddesi bileşenleri içinde petrol türevi olmayan organik nitelikli başka girdiler de yer alacak. Bir anlamda plastik endüstrisi taş toprak, bitki gibi çok daha basit doğal unsurlarla takviye edilecek. Petrol çağının sona ermesiyle ambalaj malzemeleri başta olmak üzere endüstri girdilerinde yeni bir çağın başladığına şahit olacağız. Araştırma ve geliştirme dijital dünyanın katkısıyla geliştirilen özel laboratuvarlarda yapılacak. Bu konuda Türkiye şimdiden değişime hazırlanmalı, buluşsal dünyadan pay almalı. Ülkemizde bolca bulunan bor, silikat, süngertaşı gibi inorganik maddeler ile organik grafit türü girdilerin yanı sıra buğday sapı başta olmak üzere her türden tarımsal madde plastiğe dönüşebilecek.

Yeni teknolojilerin benimsendiği çizgi ötesi laboratuvarların harekete geçirilme zamanı. Burada girişimcilere de iş düşüyor.




İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


üye

Bunu da İnceledinizmi ?

Sporcu Kariyer Yönetim Ajansı Kurmak

Türkiye’de de sporcu kariyer yönetim ajansları kurulmaya başladı. Bu tür ajanslar sporcunun özel yaşamının bütün …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir