Pazartesi , Şubat 18 2019
Anasayfa / Makaleler / Bulut Madenciliği Nedir? Nasıl Yapılır?

Bulut Madenciliği Nedir? Nasıl Yapılır?



Bulut Madenciliği Güvenli midir?

Bitcoine ilgi arttıkça kullanıcıların bu havuzdan pay kapma savaşı da kızışıyor. Bu konuda ki en kolay kazanç yönetimi olarak ta bulut madenciliği karşımıza çıkıyor. Peki bulut madenciliği güvenli midir? Ya da bulut madenciliği ne kadar risk taşıyor? Bir önce ki yazımda Bulut Madenciliğinin Nedir diye sormuştum. Bu yazımda ise Bulut Madenciliği Güvenli midir diye soracağım.

Yukarıda görselde bulut madenciliği yapan bir şirketin kontratlarını görmektesiniz. Cloud Mining yapan şirketler tarafından sunulan bu tarz teklifler karşısında heyecanlanmamak mümkün mü? 300 Euro yatırıp 6 ay sonunda 1000 Euro kazanmayı vaad ediyor size. Özellikle bulut madenciliğine yeni başlayan kullanıcılar, kolay yoldan para kazanmak isteyen kişiler bu tarz tekliflere araştırmadan atlayabiliyorlar. Tabii bu durum güvenilirlik sorununu ortaya çıkarıyor.

Kontrat satın aldığınız firma ne kadar güvenilir? Ya da daha genelleyeceksek olursak bulut madenciliği ne kadar güvenilir? Bu tarz sorular bırakın yeni başlayanların kafasını kurcalamasını sistemden ciddi anlamda para kazanan kişilerin bile sorduğu sorular olduğuna emin olabilirsiniz. Bu işten çok iyi paralar kazanan kişiler bile bulut madenciliğine hatta bitcoine güvenmediklerini belirtiyorlar. Peki neden yapıyorlar derseniz bunu sormadan önce dövizin ya da borsanın ne kadar güvenilir olduğunu sorgulamamız gerekiyor. Hatta en ufak şeyde dahi etkilenen modern bankacılık sistemine ne kadar güveniyoruz diye düşünmemiz gerekiyor?

Bitcoin‘in güvenilirliğinden Bitcoin Nedir? Nasıl Üretilir? isimli yazımda bahsetmiştim. Bu nedenle o konuya girmiyorum. Bulut madenciliğinin güvenilir olup olmadığından bahsetmek istiyorum bu yazıda sizlere.

Bulut madenciliğinde karşımıza çıkan en büyük soru işareti bulut madenciliği yapan firmaların üretim yapıp yapmadıklarıdır. Şayet kontrat yaptığınız firma üretim yapmıyorsa, kâr dağıtımını sizlerden aldığı kontrat ücretleriyle yapmaktadır. Dolayısıyla yeni üye kaydı gerçekleşmediği zaman ya da kontrat ücretleri kâr dağıtımına yetmediği durumda şirket aniden kapanabilir ya da iflas edebilir. Öncelikle bunun adı bulut madenciliği değildir. Bunun adına Ponzi diğer bir deyişle Titan Zinciri denir. Böyle bir durumla karşılaşırsanız bütün paranız uçar ve elinizde koca bir hayal kırıklığı kalır. Tabii bu durum ister istemez bulut madenciliğine olan güveni de sarsar.

Peki bulut madenciliği yapan şirketler oyunu bu şekilde mi oynar? Tabii ki hayır. Onlar gerçekten üretim yaparlar ve yaptıkları üretimden size kâr dağıtımı yaparlar. Zaten bu tarz şirketler dağıttıkları kâr oranlarıyla da kendini belli ederler. Bu tarz firmalar daha düşük kâr dağıtımı yaparlar ve gerçeği yansıtırlar. Bu nedenle Bulut Madenciliği ne bir Ponzidir ne de bir Titan Zinciridir.

Tabii şimdi kafanızda bir şirketin üretim yapıp yapmadığını ya da bir titan zincirine alet olup olmadığımı nereden anlayacağım şeklinde bir soru belirebilir. Aslında bu sorunun bir cevabı bulunmuyor. Nihayetinde bu şirketlerin bir çoğu yurt dışında bulunduğu için çıplak gözle görme şansınız bulunmuyor. Bu nedenle bunu tam olarak bilmek mümkün değildir.

Fakat bunlardan ötürü de Bitcoin’den vazgeçmeyin, Bulut Madenciliğinin fırsatlarından yararlanın. Ama bunları yaparken de Türkiye dahil dünyadaki hiç bir şirketin yüzde yüz güven ve güvenlik sağlayamayacağını aklınızdan çıkarmayın. Seçimlerinizi yaparken uzun yıllardır hizmet veren madencilik firmalarına yatırım yapın.

Bulut Madenciliği Nedir? Nasıl Yapılır?

Kripto para madenciliği Bitcoin’den haberdar olan bir çok kişinin ilgisini cezbetmekte. Toplum olarak kolay yoldan para kazanma isteğimiz bu ilginin daha fazla körüklenmesine neden oluyor. Bu durum ister istemez bitcoin nedir, madencilik nedir, bulut madenciliği nedir, cloud mining nedir, cloud mining nasıl yapılır gibi soruların havada uçuşmasına sebep oluyor. İşte bu nedenle bu yazımda konuya meraklı kişiler için kripto para madenciliğinin en kolay yolu Bulut Madenciliğinden bahsetmek istiyorum.

Genellikle hepimiz standart ölçülerde masaüstü bilgisayarlara sahibiz. Fakat sahip olduğumuz bu bilgisayarlar madencilik için çok uygun değiller. Daha doğrusunu söylemek gerekirse bu bilgisayarlar bu işi fazla verimli yapamamaktalar. Bir önce ki yazımda madenciliğin CPU yada GPU ile yapıldığından bahsetmiştim. Madencilikte yaygın olarak kullanılan yöntem güçlü ekran kartları ile bunların GPU birimlerini kullanarak coin elde etme yöntemidir. İndireceğiniz programlar vasıtasıyla üye olduğunuz havuzun kodlarını kullanarak coin çıkartabilirsiniz. Fakat bu şekilde ne yazık ki büyük kazançlar elde etmek mümkün değil. Özellikle elektrik maliyetinin çok yüksek olduğu bizim gibi ülkelerde kâr edeyim derken zarar etmektesiniz. Kripto para madenciliğinin gerçek getirisi için sadece coin madenciliği için yapılmış asic miner denilen cihazlara sahip olmanız gerekiyor. Bu cihazlar normal masa üstü bilgisayarlara göre daha pahalı olmakla birlikte birkaç bin dolara alabilirsiniz ve alınan cihazın Mhs gücü nispetinde gelir elde edilebilirsiniz. Ancak bu makinelere sahip olsanız dahi karşınıza yine elektrik maliyeti çıkacaktır. Ayrıca bu cihazları doğru konfigürasyonla çalıştırmak içinde ayrı bir bilgi birikimi gerekecek. Asic miner cihaz alsanız bile az kar edip karşılığında yüzlerce tl’lik elektrik faturasıyla karşılaşabilirsiniz. İşte bu noktada karşımıza Bulut Madenciliği çıkıyor.

Bulut Madenciliği Nedir?

2013 ve 2014 yılları bitcoinin değerlenmesiyle kripto para madenciliğinin altın yılları oldu diyebiliriz. Bu dönemde kripto para madenciliği yapan farmlar çok hızlı bir şekilde artı. Bunların bir çoğu artan maliyetlerini karşılayamadıkları için kapanmak zorunda kaldı. Bir kısmı ise kârlarını satarak kârlılıklarını devam ettirmeye çalıştı. İşte Bulut Madenciliği bu şekilde ortaya çıktı.

Cloud Mining dediğimiz sistemin prensibi mining yapabilmenize olanak tanıyan asic miner denilen ekipmanlarla donatılmış sunucular üzerinden yatırdığınız ücret oranında pay alarak kripto para kazanma işlemidir. Kontrat yaptığınız farmların bilgisayarları datacenter ortamında sürekli açık olduğundan sürekli mining yapmakta ve bunun sonucunda da siz oturduğunuz yerden bu farmın kârına ortak olmaktasınız.



Para Kazandıran Ek İş İmkanları ve Para Kazanma Yolları İçin Tıklayınız...

2008 yılında Satoshi Nakamoto rumuzlu kişi(ler) tarafından başlatılan dijital para dünyasında zaman içinde bitcoin’in ardından birçok altcoin’in üretilip kullanıldığını gördük. Değerleri ve piyasa hacimleri farklı dinamiklere göre şekillenen bu altcoin’ler, bitcoin’in hakimiyetinin kırıldığı piyasada günden güne gelişimlerini sürdürmeye devam ediyor. Peki neden birçok sanal para var ve piyasada işlem görüyor? Sadece bitcoin dünyadaki sanal para ihtiyacını karşılamaya yetmiyor mu? Diğer dijital paralara neden ihtiyaç duyuyoruz?

Altcoin’lerin çıkış sebeplerini belki de farklı bir açıdan irdelemek gerekiyor. Esasında blockchain sisteminin deneylerinden biri olan bitcoin, her ne kadar kimliksiz ve aracı kurumları aradan kaldıracak şekilde para transferleri yapılmasına olanak tanısa da yıllar içinde şahit olduk ki ekosisteminde başlıca sorunlar barındırıyor. Bitcoin sonrasında geliştirilen kripto paraların bu sorunlara çözüm getirmeye çalıştığı; kodlarında gömülü yeni özelliklerle bitcoin’e alternatif olmak için yola çıktığını söyleyebiliriz.

Kimisi başarıya ulaşmış ve toplam sayıları yüzlerle ifade edilen altcoin’leri cazip kılan belirli unsurlar bulunuyor. Örneğin bitcoin madenciliğinin zorluk seviyesi son yıllarda oldukça artmış durumda. Zorluğun artmasıyla birlikte madencilik işine girmek artık riskli ve kâr getirmeyen bir yatırım olarak görülüyor. Üstelik büyük resme baktığımızda madenciliğin öyle ya da böyle büyük şirketlerin tekelinde olduğu anlaşılıyor. Madenciliğin zorlaşmasıyla birlikte işlem ücretleri de ciddi bir boyuta ulaştı. Borsalar son zamanlarda masraflarını karşılayabilmek için işlemlerden kestiği ücretleri artırma yoluna gidiyor.

Bu yazımızda bu sorunları da gözeterek geleceğin umut vaat eden altcoin’lerden biri olan ripple’ı mercek altına alacağız.

Uluslararası transferler

2017 yılında kripto paraların toplam piyasa değerinde büyük artışlar gözlendi. Artışlardan nasibini alan ripple, bitcoin ve ethereum’un ardından an itibariyle en büyük 3. kripto para konumunda.

Eş zamanlı küresel bir ödeme ağı olarak tanımlanan ripple’ın özellikleri tam da bitcoin’in yukarıda belirttiğimiz sorunlarına çözüm getirir nitelikte. Odak noktası bankalar ve müşteriler arasındaki ödemeleri kolaylaştırmak olan ripple, uluslararası para transferlerinin arttığı günümüzde bu külfetli süreci olabildiğince basit ve düşük masraflı bir hâle getiriyor.

Düşük masraf, çabuk işlemler, kolay işlem takibi

• Ripple ağına dahil bankalar birbirleri arasında oldukça düşük masraflarla para transferi yapabiliyor. Ripple ağından yapılan bir işlem başına ortalama 0.0011 dolar işlem ücreti ödeniyor. Bu değer bitcoin için yaklaşık olarak 0,0015 BTC; yani bugünkü değeriyle yaklaşık 3,5 dolar. Bir diğer deyişle, bir bitcoin işlemi, bir ripple işlemine göre 3000 kat daha masraflı.

• Ripple’da aktarılan fonlar 5-10 saniye içinde karşı tarafın hesabına geçiyor. Bitcoin için bu işlem genellikle en az 1 saati alırken; bu süre daha da uzayabiliyor. Öte yandan bankalar ve kurumlar arasında yapılan uluslararası transferler geleneksel finansal sistemde 2-4 günü bulabiliyor. Aracıların da devreye girmesiyle hem oldukça masraflı hem de uzun bir transfer sürecinden geçmek gerekiyor. Ripple ağı küresel piyasada gittikçe artan havale talebini karşılayarak bu sorunu kökünden çözüyor.

• Ripple ağı üzerinden yapılan transferleri bankalar ile parayı gönderen/alan kişiler an be an takip edebiliyor. Kısa sürede biten işlem sonucu aktarılan fonlar önce deftere daha sonra tarafların hesabına işleniyor. Fonların hareketinin izlenebilmesi her iki taraf için de işlemi kesinleştirip güvence altına alıyor.

Farklılıklar, diğer özellikler ve Akbank anlaşması

Ripple altyapısını kullanan şirketler, düşük masraflı satış ve şirket ödemesi gibi projeler geliştirebilir. Şu ana kadar birçok banka hem uluslar arası ödemeleri kolaylaştırmak hem de bu yönde projeler geliştirmek için ripple’ı entegre etti. Öyle ki, dünyanın en büyük 50 bankasından 15’i ripple’ı kullanıyor. Akbank da ripple’ın yeni anlaştığı bankalardan biri olarak listeleniyor ve blockchain alanında atılım yapan ilk Türk bankası olma özelliğini taşıyor.

Ripple’ı diğer kripto paralardan ayıran en önemli özelliklerden biri madenciliğin olmaması. Esasen bir şirket olarak faaliyet gösteren ripple ağı, geliştiricilerin blockchain üzerinden ürettiği belirli sayıda (100,000,000,000) XRP token’i ile çalışıyor. İşlemlerden kesilen XRP miktarı sistemden siliniyor. Yani bir nevi işlem yapıldıkça dolaşımdaki token sayısı azalıyor. Ripple bunun yanı sıra şirket kimliği sebebiyle kripto paraların en önemli noktalarından biri olan merkezsiz olma ilkesini tam olarak benimsemiyor.

Piyasa hacmi ve XRP değeri

Ripple kripto paralar arasında pazar payı bakımından kendine 3. sırada yer buluyor. 41.6 milyar dolarlık bitcoin ve 22.8 milyar dolar paya sahip ethereum’u, ripple 11.5 milyar dolar piyasa hacmiyle takip ediyor. Dolaşımdaki XRP sayısı yaklaşık 38 milyar iken ripple’ın günlük işlem hacmi 140 milyon civarlarında seyrediyor.

Mayıs başlarında 0.029 dolar seviyesinden işlem gören ripple değeri artan altcoin piyasasından geri kalmayarak yüzde 1000 değerlendi. Tüm zamanlar rekorunu 0.42 dolar ile Mayıs sonlarına doğru kıran ripple şu sıralar 0.3 dolar seviyelerinde işlem görüyor. Ripple’ın astronomik fiyat artışı şirketin anlaşma sağladığı banka sayısının artmasına dayandırılıyor. Artan banka desteğiyle birlikte önemli kripto borsaları ripple’ı hizmetleri arasına birer birer eklemeye başladı. Kripto paraların ripple’ı eklemesiyle ripple’a erişim çok daha kolay bir hale geldi ve tüm dünyada ripple kullanımı arttı.

Tüm bunlar dikkate alındığında ripple, kendine özgün avantajları ve bankaların adaptasyonu sayesinde geleceği en parlak altcoin’lerden biri olarak görülüyor.

Alternatif kripto para borsalarının yanı sıra Bitcoin ve diğer kripto para birimlerinin ATM’lerini harita üzerinde gösteren CoinATMRadar’a göre Bitcoin ATM’lerinin sayısı 1000 sınırını aştı.

Toplam sayısı 1002’ye ulaşan ATM sayısında, başı 621 ATM ile ABD çekiyor. Kanada’nın ABD’yi takip ettiği listede Güney Afrika bir ATM ile Afrika’da tek Bitcoin ATM’si bulunan ülke olarak göze çarpıyor.

Listedeki 442 lokasyonda General Coin, 197 lokasyonda Lamassu ve 159 lokasyonda General Bytes markalı ATM’ler bulunuyor.

ABD rakamları ise otoriteler tarafından ülkenin gelecek yıllarda en büyük Bitcoin marketi özelliğini Çin’den devralacağı tahmin edildiği için olağan karşılanıyor. Bu yolda ülkenin ciddi avantajları bulunuyor: ekonomi, para birimi, nüfus, daha yüksek maaşlar ve daha önemlisi Çin’de son zamanlarda yaşanan olumsuz gelişmeler.

Bitcoin ATM’leri alışageldiğimiz banka ATM’leriyle aynı işlevi görüp kullanıcıların Bitcoin alıp satmasına olanak sağlıyor.

CoinATMRadar’ın 17 Şubat tarihli yazısında yazının yayınlandığı hafta her gün ortalama 4 yeni ATM; yani toplamda bir haftada 30 yeni ATM açıldığına dikkat çekiliyor. Siteye göre geçen yıl Mayıs ayında dünyanın çeşitli yerlerinde toplamda 639 ATM bulunuyordu. Yeni veriler 9 ayda % 56’lık bir artış olduğuna gösteriyor. 2014 yılında ise 6 kıtada toplam 211 Bitcoin ATM’si olduğu aktarılıyor.

Bununla birlikte Technavio’nun geçen sene yayınladığı küresel ATM piyasa raporuna göre Nijerya, Hindistan ve Kenya gibi gelişmekte olan ülkelerde Bitcoin ATM’leri de dahil olmak üzere yeni açılan ATM’lere giderek daha fazla duyulan ihtiyacın ülkenin ve küresel ATM piyasasının gelişimini hızlandırıyor.

Bitcoin ATM’lerinin sayısının artışıyla Bitcoin’in fiyat artışı ve benimsenmesi arasında bir korelasyon olup olmadığı ise henüz netlik kazanmış değil.

Bitcoin ATM’si kuran şirketler arasında Deloitte ve Ernst & Young (E&Y) gibi büyük şirketler de bulunuyor. Dünyanın en büyük dört danışmanlık kuruluşundan biri olan E&Y’nin halkla ilişkiler ofisinin bulunduğu İsviçre’de açtığı ATM ile müşterilerine Bitcoin alım satımı yapma olanağı sunması, Bitcoin ATM’lerinin önemine dair önemli bir ipucu veriyor.




İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


üye

Bunu da İnceledinizmi ?

Fiyat Karşılaştırma Platformlarının Yükselişi

Tüketicilerin online alışveriş alışkanlıklarını araştıran güncel araştırmaları incelediğimizde, özellikle son 5 yılda fiyat karşılaştırma platformlarını …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir