Büyümenin Lokomotivi İhracat Olacak

Ekonominin ikinci çeyrekte yüzde 5.2 büyümesi iş dünyasını umutlandırdı. İş insanları dış talebin üçüncü çeyreğe katkı sunacağına inanıyor. Kurda istikrarla birlikte sanayi ve yatırımların büyümeyi destekleyeceği belirtiliyor…

TÜRKİYE ekonomisi büyüme yolculuğunu yılın ikinci çeyreğinde de sürdürerek geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5.2 büyüdü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜIK), bu yılın ikinci çeyreğine (ni-san-haziran) ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) sonuçlarını geçen hafta açıkladı. Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt içi Hasıla tahmini, 2018 yılının ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 20.4 artarak 884 milyar 4 milyon 260 bin TL oldu. Türkiye ekonomisi, 2018’in ilk çeyreğinde yüzde 7.4 büyürken, geçen yılın ikinci çeyreğinde ise büyüme verisi yüzde 5.1 şeklinde olmuştu.

Maliyet baskısının artmaya başladığı dönemde büyüme performansını sürdüren Türkiye ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde bir dengeleme sürecine girecek görünüyor. İş dünyası da üçüncü çeyrekte iç talep kaynaklı olan büyümenin sürmeyeceğini düşünürken, reel sektörü destekleyecek tedbirlerin biran önce açıklanmasını istiyor.

İHRACAT ODAKLI BÜYÜME

Yılın ikinci çeyreğinde güçlü ihracat ve turizm gelirlerindeki yükselişle net dış talep büyümeye pozitif katkı verdi. Türkiye ihracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, ikinci çeyrekte net dış ticaretin büyümeye 1 puanlık pozitif katkı sağladığını belirtiyor. İhracatın dönemlik GSYH içerisindeki payının ise yüzde 22.5 olduğunu vurgulayan Gülle, “Yüzde 5.2’lik büyüme ile Türkiye, yılın ikinci çeyreğinde Avrupa ülkeleri arasında en iyi büyüme performansı gösteren ekonomi oldu. 19 üyeli euro bölgesi ve 28 üyeli AB aynı oranda artışla, sadece yüzde 2.2 büyüme kaydetti” diyor. İhracatın 2018 yılını başarıyla kapatacağını ve büyümeye pozitif katkısının süreceğini belirten Gülle, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Yılsonunda 170 milyar doların üzerinde bir ihracat rakamına ulaşarak, yeni bir rekor daha kıracağız. Mal ve hizmet ihracatımız 2018 ikinci çeyreğinde yüzde 4.5 arttı. İhracat odaklı büyüme stratejisine daha fazla odaklanarak Türkiye’nin daha hızlı büyümesi için çalışıyoruz. Hizmet ihracatı konusunda da potansiyelimizi artırmayı hedefliyoruz. Mal ve hizmet ihracatındaki artış temposuyla Türkiye çift kanatlı büyümeye devam edecektir.”

İTHALAT AZALIR, İHRACAT ARTAR

Dış Ekonomik ilişkiler Kurulu (DEIK) Başkanı Nail Olpak da ikinci çeyrekte net ihracatın büyümeye 1 puana yakın oranda katkı vermesinin büyüme kompozisyonu açısından olumlu bir tablo ortaya koyduğunu ifade ediyor. Türkiye ekonomisinin 2018’in ilk yarısında yüzde 6.2 gibi başarılı bir büyüme gerçekleştirdiğini belirten Olpak, şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Tüketim ve yatırımlardaki büyümenin hız kesmesi, ekonomimizin beklenen dengelenme sürecine girmeye başladığını gösteriyor. Dengelenme sürecinin başladığına işaret eden büyüme rakamları, uygulanacak reformlarla birlikte sürdürülebilir büyüyen bir Türkiye’nin göstergesidir. Yılın geri kalan bölümünde dengelenme süreci devam ederken, cari açık ve bütçe açığı gibi ekonomimiz üzerinde kırılganlık yaratan kalemlerde iyileşmeler yaşanacağını öngörüyoruz. Bu süreçte, mal ve hizmet ihracatımızdaki artışların yanı sıra ithalatımızdaki gerileme ile birlikte net ihracatın büyümemize güçlü bir şekilde katkı vermesini bekliyoruz. Böylelikle, Türkiye olarak ilerleyen yıllarda yapısal sorunlarımızı çözüme kavuşturarak daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına gireceğimize inanıyoruz.”

ÜRETİM, İHRACAT, TASARRUF

GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde bu yılın ikinci çeyreğinde hizmetler sektörünün ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri de yüzde 8 yükseliş gösterdi. îç talebin soğuduğu bu dönemde İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekip Avdagiç de ihracatı büyümenin sigortası olarak görüyor. “Son rakamlar bir kez daha milletçe, ekonominin bütün aktörleri olarak büyük bir dayanışma içinde ekonomik saldırıları bertaraf etmekte ustalık kazandığımızı ortaya koyuyor” diyen Avdagiç, şunları kaydediyor:

“ihracatın dış ticarete net katkısı dikkati çekiyor. Iç talebin soğuduğu bu süreçte ihracat büyümemizin sigortasıdır. Yüzde 5.2’lik büyüme, nisan, mayıs ve haziran gibi maliyet baskısının arttığı bir dönemde üretim dinamiklerinin çalıştığını göstermesi açısından da ayrıca önemli. Sanayi ve yatırım artışı ekonomiyi desteklemiş gibi görünüyor. Kurda istikrar sağlanınca bu katkı çok daha fazla olacak. Türkiye’nin bundan sonraki hedefi, büyümemizi sağlıklı bir patikada tutmak, bunun için de büyüme kompozisyonunu değiştirmek. İkinci çeyrek büyümesi de bize bunun açık mesajını veriyor. Parolamız üretim, ihracat ve iç tasarruf.”

“BİRBİRİMİZE KENETLENELİM”

Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Giilsoy, büyüme rakamlarının Türkiye üzerinde oynanan oyunlara en iyi cevap olduğunu söylüyor.

Gülsoy, “2018 ilk ve ikinci çeyrek büyüme rakamları ekonomimizin sağlam temellere dayandığının göstergesi. İş dünyası olarak, 2018 ilk iki çeyrekteki büyüme rakamlarının yılın geri kalanında da devam etmesini temenni ediyoruz. Devlet, millet ve iş dünyası olarak birbirimize kenetlendiğimizde başaramayacağımız hiçbir şey yok” diye konuşuyor.

Ramiz Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Taşkınlar, ikinci çeyrekte hizmet sektörü içinde yer alan yeme-içme sektörünün büyümeden pay aldığını söylüyor. 15 Temmuz darbe girişiminin etkilerinin 2017 yılının altmcı ayına kadar sarktığını hatırlatan Taşkınlar, “2017’nin ilk altı ayı ile 2018’in ilk altı ayını ay bazında mukayese ettiğimizde her ay cirolarımız biraz daha arttı. Aynı zamanda porsiyon başındaki satışlarımız da arttı. Cirosal bazda iyi bir büyüme yakalasak da artan maliyetler karlılığımızı azalttı. Yine de yüzde 15-17 arası büyüme yakaladık” diye konuşuyor. Üçüncü çeyreği iki dönemde değerlendiren Taşkınlar, sözlerini şöyle sürdürüyor:



“İyi bir temmuz-ağustos geçirdik. Eylüle kötü başladık. Bizim 151 şubemiz var. Bunların 85’i büyükşehirlerde, 66’sı ise tatil yörelerinde. Şubelerimizin 58’i ise İstanbul’da. Bu nedenle nabzı net olarak tutabiliyoruz. Kurdaki hareketliliğin olduğu dönemde insanlar önceden tatil planlarını yaptıkları için bunu bozmadılar. Ancak tatil dönüşünde, Kurban Bayramı sonrası zamlar gelmeye başlayınca tüketici frene bastı. Oysa eylülde piyasalar açılırdı. AVM’lerdeki mağazalardan kötü sonuçlar geliyor. Ramiz Köfte’nin 102 şubesi AVM’lerde bulunuyor. Bunların 90’ının kirası dolar ve euro ile. İş azaldı, kiralar arttı. AVM’lerdeki restoranlarımızı azaltıp, cadde ve karayolları üzerindeki tesisleri girmeyi düşünüyoruz.”

BELİRSİZLİĞİ MERKEZ ÇÖZER

Artan maliyet baskısına rağmen yılın ikinci çeyreğinde sanayi sektörünün katma değeri yüzde 4.3 artarak büyümeye destek verdi. Koleksiyon Mobilya Yönetim Kurulu Üyesi Doruk Malhan, yılın nisan-mayıs ve haziran aylarındaki büyümenin kendi sektörlerini de olumlu etkilediğini söylüyor. Türkiye’nin büyük bir ülke olduğunu vurgulayan Malhan, “Nisan’da erken seçim kararı alınmasıyla birlikte hareketlenme başlamıştı. Yaz sezonu öncesinde bütçesini yapan alışverişini yaptı, projeler hayata geçti. Türkiye büyük bir ülke, ekonomi önümüzdeki çeyrekte biraz yavaşlaşa da durmak yok” diye konuşuyor.

Mermerler Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Mermer ise, ikinci çeyrekte otomotiv satışlarının normal seyrinde gittiğini belirtiyor. “Piyasa seçimden sonra rahatlık bekliyordu ama olmadı” diyen Mermer, yaz aylarındaki mevsimsel faktörler ve kurdaki hareket nedeniyle otomotiv satışlarının yarı yarıya düştüğünü vurguluyor. Mermer, “Ülkemizin hep iyi olmasını istiyoruz ama yaşananlardan sonra kemer sıkılması kaçınılmaz. Bu da ekonomik büyüme performansını olumsuz etkileyecektir” şeklinde konuşuyor.

TARIMA ÖZEL DİKKAT

Türkiye ihracatının lokomotif sektörü tekstil ve hazır giyim de büyümenin olumlu etkilerini yeterince göremiyor. Bunun önemli nedenlerinden biri ise Avrupa pazarlarında da yaşanan daralma. Orjin Grup CEO’su Lemi Tolunay, üretimlerinin yüzde 90’ını Avrupa’ya sattıklarını ToUioaV belirterek sözlerine başlıyor. Buna rağmen ikinci ve üçüncü çeyrekte ihracat tarafından yüzde 3 ila 5 arasında bir daralma yaşadıklarını vurgulayan Tolunay, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İhracatta birkaç sorun var. Avrupa ülkelerinde de daralma yaşanıyor. Kurdaki değişiklik ihracatçı açısından avantaj gibi görünse de müşterilerle ilişkilerimizi etkiliyor. Euro değerlendi, fiyatlarda indirim yapın diyorlar. Aslında üçüncü çeyrekte beklentimiz pozitif gelişmelerin olmasıydı. Ancak günlük operasyonlar çok keyifli değil.”

Tarım sektörünün ikinci çeyrekte yüzde 1.5 daralması endişe veriyor. İş dünyası temsilcileri son büyüme rakamlarından çıkarılacak derslerin başında ise tarım konusunun geldiğim vurguluyorlar. MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, “Tarım sektöründe gözlenen yüzde 1.5’lik daralma dikkati çekmektedir. Bu bağlamda, tarım ve gıda ürünlerine yönelik üretim ve ihracatımızın artış kaydetmesine yönelik uygulanacak politikalar aciliyet arz ediyor” derken, İTO Başkam Şekip Avdagiç ise büyüme rakamları ışığında şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Tarımın katma değer anlamında negatif bölgeye düşmesi önemle takip edilmeli. Mali disiplinin korunması adına kamu harcamalarındaki katkıyı, daha üretken yerlerden tamamlamayı amaç edinmeliyiz. Mevcut kur kaynaklı zorlukları aşmak için, imalat sanayine dayalı bir dönüşüm hikayesini büyüme kitabımıza koymak zorundayız.”

Dr. Berat ALBAYRAK / Hazine ve Maliye Bakanı
“Büyüme sağlıklı bir patikaya girecek”

İkinci çeyrekte büyüme, tüketim ve yatırımdaki ılımlı yavaşlamaya rağmen iç talep kaynaklı olmaya devam etmiştir. Bununla birlikte, güçlü ihracat ve turizm gelirlerindeki yüksek performans net dış talebin büyümeye pozitif katkı vermesini sağlamıştır. Bu durum, ekonomi politikalarımızdaki temel hedeflerimizin başında gelen, ekonominin dengelenme sürecinin başladığını göstermektedir. Yine aynı şekilde büyümede temel hedef olan ihracata dayalı büyüme istikametinde ilerlendiğini de ortaya koymuştur. Öncü göstergeler, üçüncü çeyrekten itibaren iç talepteki yavaşlamanın belirginleştiğine işaret etmektedir. Yılın geri kalanında ithalat talebinin düşmesi ihracat ve turizm gelirlerindeki devam eden güçlü seyir ile net dış talebin büyümeye yüksek oranda pozitif katkı sağlaması beklenmektedir. Enflasyonla topyekûn mücadele ve cari açığın sürdürülebilir düzeylere düşürülmesi bu dönemdeki öncelikli hedeflerimizdir. Yapısal reformlarla desteklenen maliye politikasındaki sıkı duruş ve makroekonomik dengelenme politikası büyümeyi orta vadede daha sağlıklı bir patikaya getirecektir. Bu büyümenin getirdiği refahın adaletli paylaşımı, sahip olduğumuz nitelikli insan kaynağı ve güçlü toplumumuz ile gerçekleşecektir.

Abdurrahman KAAN / Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı
“Yerli ve milli üretim şart”

Yılın ilk çeyreğinde yüzde 7.3 büyüyerek çok önemli bir performansa imza atan Türkiye ekonomisi, ikinci çeyrekte de yüzde 5.2 büyüyerek performansının tesadüfi olmadığını kanıtladı. Gelişmiş ülke ekonomilerini geride bırakan Türkiye’nin büyüme grafiği, başta ekonomik ve finansal savaştan kaynaklanan kur dalgalanması olmak üzere, kendisine yöneltilen bütün saldırıları bertaraf edecek güce sahip olduğunu gösterdi. Bu dönemde önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 6.3 genişleyen iç talebin yanı sıra dış talebin de yüzde 4.5 artış kaydetmesi, daha dengeli bir büyüme adına olumlu bir tablo sunuyor. Türkiye ekonomisinin dengelenme sürecine gireceği önümüzdeki dönemde; enflasyon, cari açık ve bütçe açığında daha alt seviyeleri görebilmek adına, iç talepten aldığımız güçlü desteği dış talepten de almak durumundayız. Yılın ilk yedi ayında yüzde 7 oranında artış kaydeden ihracat, dış talebe ilişkin umut vermektedir. Ancak bu dönemde ithalatın ihracattan hızlı bir şekilde artış kaydetmesiyle dış ticaret açığındaki genişleme sürmüştür.

Bu bağlamda, 2017 yılında enerji hariç 134.3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen ara malları ithalatını daha makul seviyelere çekerek, imalatta yerli ve milli üretimi merkeze alan bir anlayışı benimsememiz elzemdir.

İbrahim BURKAY / Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı
“Teşvikler ve OVP’nin uygulanması büyümeyi sürdürür”

Ekonomik ve fınansal saldırılara rağmen Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğini yüzde 5’in üzerinde bir büyümeyle tamamlaması çok değerlidir. Seçimler, dış politikada gerginlikler ve döviz kurlarında hızlı artışların yaşandığı bu süreçte Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrekte yüzde 5.2 büyüme göstermesi umut verici. Yılın ilk yarısını yüzde 6’nın üzerinde bir büyüme rakamıyla tamamlayan Türkiye, OECD, Avrupa Birliği ve G20 ülkeleri arasında en güçlü büyüme performansı gösteren ülkelerin başında yer aldı.

Katma değerli üretim, sanayi ve ihracata yönelik teşvik ve desteklerin artması ve açıklanacak Orta Vadeli Program’ın uygulamaya konulmasıyla büyüme hız kazanacaktır.

Özel sektörümüz, ekonomi yönetimi tarafından sağlanan destekleri şimdiye kadar en iyi şekilde değerlendirdi ve büyümeye en güçlü şekilde katkı koydu. Önümüzdeki dönemde ülkemizin ihtiyacı olan kapsamlı bir büyüme için sanayi ve ihracata yönelik desteklerin artmasını bekliyoruz.

 

 

Rahime Baş Uçar





üye

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir