Çarşamba , Haziran 28 2017
Anasayfa / Haberler / Glütensiz beslenme sağlık sorunlarına neden oluyor

Glütensiz beslenme sağlık sorunlarına neden oluyor

Glütensiz beslenme günümüzde çok popüler. Ancak uzmanlar çölyak hastası olmayanları bu tür beslenme konusunda uyarıyor. Yine de glütensiz beslenen insan ve glütensiz ürün sayısı hızla artıyor…

HER yaz dönemi yaklaştığında medyada benzer haberler yoğunlaşır. İnternet siteleri, gazeteler, dergiler sayfa sayfa zayıflama yöntemleri ve reçeteleri yayınlar. Milyonlarca kişi de bu haberlerin takipçisidir. Zira en önemli konularm başında gelir nasıl zayıflayacağımız. Önümüze serilen hazır reçetelerde çok emek sarf etmeden mucizeler aramaya başlarız. Hatta zayıflama arzusu bazen beden sağlığını göz ardı etmeye kadar gidebilir. Karşımıza çıkan reçetelerin bedenimiz ve sağlığımız için ne kadar uygun olduğuna bakmadan uygulanan diyetler ciddi sıkıntılar yaratabilir.

Örneğin, son dönemde glütensiz beslenme konusu oldukça revaçta. Glütensiz ürünler ve beslenme şekilleriyle ilgili daha sık haberler görür olduk. Aslında bu sağlık sorunları olanlar için oldukça iyi bir gelişme. Zira glütensiz beslenme ülkemizdeki binlerce çölyak hastası ve glüten hassasiyeti yaşayanların yakından bildiği bir konu. Glütensiz beslenenlere yönelik ürün sayısında yaşanan artış da aynı derecede önemli.

100 KİŞİDEN BİRİNDE GÖRÜLÜYOR

Burada yaşanan sıkıntı ise çölyak hastalığı ya da glüten hassasiyeti olmayanların da bu beslenme biçimini bir zayıflama aracı olarak kullanmaya başlaması. Glüten, buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunan bir protein. Glütensiz beslenme de bu proteini içermeyen gıdaları tüketmek anlamına geliyor. Ömür boyu buğday ve benzer tahıllardan uzak bir yaşamdan bahsediyoruz.

Çölyak hastaları ve glüten hassasiyeti taşıyanlar bu gıdalardan uzak duruyor. Bu gıdaları tüketmemek sağlıkları için elzem. Çölyak hastaları glütenli gıdaları tükettiklerinde vücutlarında alerji oluşuyor.

Çünkü yediğimiz her şey ince bağırsakta bileşenlerine ayrıştırılıp bağırsak mukozası üzerinden kana karışıyor. Vücudumuzun yeterince gıda alması ince bağırsak tarafından sağlanıyor, daha doğrusu ince bağırsakta bulunan ve villus çıkıntıları olarak adlandırılan kıvrımlar sayesinde… Ancak çölyak hastaları glüten içeren ürünleri tükettiklerinde oluşan alerji sonucu villus çıkıntıları tahrip olup azalıyor. Bağırsak yüzölçümünün azalmasına sebep olan bu durum neticesinde gıdalardan besin emilimi gerçekleşemeyecek noktaya geliyor. Bu da beslenme yetersizliği ve buna bağlı hastalıkların oluşmasına neden oluyor. Ülkemizde çölyak hastası sayısının net olmamakla birlikte 750 bin ile 1 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor. Son çalışmalara göre hastalığın görülme oram ise yüzde bir.

TÜKETİMİ YAYILDI

Çölyak hastası kadar glüten hassasiyeti yaşayan insan sayısı da çok fazla. Glüten hassasiyeti de kendini kilo kaybı, yorgunluk, kaşıntı gibi durumlarda gösterebiliyor. Bu gibi durumları yaşayanların bir doktora görünmesi şart. Çölyak ya da glüten hassasiyeti teşhisi konulanları glütensiz bir yaşam bekliyor. Bu göründüğü kadar kolay bir yaşam tarzı da değil. Buna rağmen pek çok kişi çölyak hastası olmamasına, glüten hassasiyeti taşımamasına rağmen glütensiz ürünlere ve beslenmeye ilgi gösteriyor.

Doktor Nurhayat Gül, çoğu insanın buğday ve glüten konusunda herhangi bir sorun yaşamamasına rağmen glütensiz ürün satışında tüm dünyada patlama yaşandığında dikkat çekiyor. 2009-2014 arasında geçen beş yıl içinde glütensiz beslenen insan sayısının üç kat arttığını belirten Gül, konuyla ilgili tıp dünyasında yaşanan gelişmeleri de şöyle aktarıyor:

“Birkaç yıl öncesine kadar bilim dünyasının neredeyse tamamı, buğday proteini olan glütenin yalnızca çölyak hastalığı veya buğday alerjileri gibi nadir görülen koşullara sahip insanlarda olumsuz etkilere neden olacağını ve glüten intoleransı diye bir durum olmadığını savundu. Ancak 2013 yılı başında, bazı tıbbi belirtilere sahip hastalarda bu durumun nedeninin glüten ve buğday intoleransı olabileceği kabul edildi. Günümüzde uzlaşmaya varan uzmanlar şu anda glütene ilişkin üç koşulu resmen tanıyor: Buğday alerjisi, çölyak hastalığı ve glüten duyarlılığı.”

FARKINDALIK ARTTI AMA…

Hal böyle olunca, buğday ile ilgili ürünler üreten bazı firmalar ürün yelpazelerine glütensiz çeşitler ilave etmeye başladı. Örneğin, makarna üreticisi Arbella, ürün yelpazesine glütensiz ürünleri de ekledi ve eklemeye devam ediyor. Firma 2012 yılından bu yanan glütensiz makarna 2014’ten bu yana da glütensiz irmik üretiyor.

Arbella Makama Yönetim Kurulu Üyesi Gülçin Arslan Hazar glütensiz ürünlere yönelik artan bir ilgi olduğunu anlatıyor. Bunun çölyak ile ilgili farkmdalığın artmasıyla oluştuğunu kaydeden Hazar, gıda ve içeceklerin neden olduğu aleıji ve hassasiyetten kaçınmak isteyen tüketicilerin çoğalmasıyla ilginin arttığım anlatıyor. Ancak Hazar son yıllarda oldukça popüler olan glütensiz beslenme ile ilgili bazı uyarılar da yapıyor. Zira glüten bağışıklık sistemim kuvvetlendirici bitkisel bir protein. Sağlık sorunları dışında uzun süreli glütensiz gıda tüketiminin lif, Bl, B9, A vitamini, magnezyum, demir ve kalsiyumun yetersiz alımma sebep olacağını belirten Hazar, bunun beslenme sorunlarına yol açabileceğini ifade ediyor. Hazar tam tahıllı gıdaların iştah kontrolü, kalp damar sağlığı, insülin direnci gibi birçok hastalığa karşı koruyucu olduğunu belirterek glütensiz bir hayata geçmeden önce bunların düşünülmesi gerektiğine vurgu yapıyor.

“ÜRETİM SÜRECİ ÇOK HASSAS”

Glütensiz beslenmenin yaygınlaşması bu ürünlerdeki çeşitliliği artırıyor, Pazar hareketleniyor. Dünya glütensiz ürün pazarının 7 milyar dolarlık bir büyüklükte olduğu tahmin ediliyor. Avustralya glütensiz ürünlerde As-ya-Pasifik bölgesinin en büyük pazarı olarak öne çıkıyor. 98.6 milyon dolarlık Avustralya pazarını Güney Kore takip ediyor.

Hazar, ülkemizde glütensiz ürünlerin son yıllarda yaygınlaştığını ancak söz konusu pazarlara kıyasla henüz yolun başında olduğunu ifade ediyor.

Bunun sebebi de glütensiz ürünlerin özel koşullarda üretilme zorunluluğu. Çünkü sağlık gerekçesiyle glütensiz beslenen kişilerin bir çay kaşığı ucu kadar bile glütene maruz kalmaması gerekiyor. Bu nedenle glütenli ürünlerle glütensiz ürünlerin birbirine karışmaması oldukça önemli. Bu da glütensiz ürünlere yönelik makine ve altyapı yatırımını beraberinde getiriyor. Hazar da bu konuya dikkat çekerek üreticinin bu gibi nedenlerle zorlandığım ve az yatırım yaptığını ifade ediyor.

GLÜTENSİZ HAMURLU GÜNLER

Çölyak hastalarının ve glüten hassasiyeti yaşayanların en fazla özlem duyduğu yemekler arasında hamur işleri yer alıyor. Çölyaklılar için lezzetli ekmekler, poğaçalar uzak bir rüya gibi. Ancak ülkemizin önde gelen un markalarmdan Sinangil, Çöl-yakla Yaşam Demeği ile bir araya geldi ve glütensiz un üretti.

Sinangil Satış ve Pazarlama Direktörü İlhan Metin, Sinangil olarak glütensiz ürünlerin üretimini sosyal sorumluluk olarak gördüklerini anlatıyor. “Hem kalitemiz, hem de yaygınlığımız açısından bizim bu alanda üretici olarak görev yapmamız önemli” diye konuşan Metin, firma olarak bu alanı bir pazar olarak görmediklerini buna karşılık önemli bir sağlık sorununa katkı sunduklarını ifade ediyor. Sinangil’in piyasada “Glütensiz Un”, “Karabuğdayh Glütensiz Un” ve “Düşük Proteinli Nişastalı Karışım” olmak üzere üç adet glütensiz ürünü bulunuyor. Çölyak diyeti yapanların kullanabileceği “Şeker îlavesiz Glütensiz Un Plus” ürünü ise önümüzdeki günlerde rafa çıkacak. İlhan Metin, bu üründe karabuğday unu, kinoa unu, teff unu ve mısır unundan oluşan glütensiz bir karışım hazırladıkları bilgisini veriyor.

‘TÜKETİCİ İÇERİĞİNE BAKMALI”

Metin’e glütensiz ürünleri satın alırken nelere dikkat etmek gerektiğini soruyoruz. O da tüketicilere güvenmedikleri markanın ürünlerini kullanmamaları gerektiğini ifade ediyor ve “Ürünle ilgili sorularına cevap alabilecekleri kurumsal firmaları tercih etmeliler. Bu tür ürünleri kullanmadan önce doktorlarıyla görüşmelerini tavsiye ediyoruz” diyor. Gülçin Arslan Hazar da glütensiz ürünlerin üretimi ve paketlemesine yönelik sıkı kurallar bulunduğunun altını çiziyor. “Tüketiciye içeriğini görebilecekleri etiketleme yapılıp bunun da denetimi yapılıyor” diye konuşan Hazar, gıdadan kozmetiğe, soslardan ilaçlara kadar pek çok üründe glüten bulunabildiğini belirtiyor. Glütensiz beslenmesi gereken tüketicilerin aldıkları her ürünün içeriğini kontrol etmeleri gerektiğini söyleyen Hazar, tüketicinin emin olmadığı bir ürünle ilgili olarak üretici firmanın müşteri hizmetlerini arayarak bilgi almasını öneriyor.

Ürünler çeşitleniyor

Çölyakla Yaşam Derneği bu hastalıkla yaşayanlar için internet sitesinde önemli bilgiler sunuyor. Sitede ayrıca çölyak hastalarının piyasada satılan hangi ürünleri güvenle alabileceğine dair bir liste bulunuyor. Bu listeler gönüllüler tarafından firmalarla yapılan yazışmalar ve elde edilen belgeler sonucu oluşuyor. Listelerin yeni bilgilerle güncellendiğini ve kontrol etmenizde fayda olduğunu belirtelim.

Para Dergisi olarak listeden derlediğimiz bazı ürünler şöyle: “Atıştırmalıklar için Cinnamon Chex tarçınlı, Eti Pronot Bisküvi çeşitleri, glütensiz Ada susamlı çubuk kraker, tuzlu kraker, baharatlı kraker, damalı kraker, fındıklı kurabiye, kahveli kurabiye; Oranca glütensiz çıtır kraker/ekmek; Balaban Boza ve Vefa Bozacısı (glütensiz etiketi olan]; Atatürk Orman Çiftliği Dondurması (kapalı plastik olan) ve Bolulu Haşan Usta’da satılan LASIDO paketli, DOSIDO kutuda olan dondurma ile Bandollar dondurması. Listede glütensiz erişte ve Ege glütensiz galeta unu.

Nurhayat GÜL / Doktor
Buğday glütenden ibaret değil

Buğday alerjisi binde bir, çölyak hastalığı ise yüzde bir görülüyor. Glüten hassasiyeti tıp dünyasında tanınırlık kazanmaya devam etse de, yine de nasıl meydana geldiğini, geri dönüşü olup olmadığını ya da uzun vadeli etkilerin ne olduğunu bilmiyoruz. Bu büyük bilgi eksikliği göz önüne alındığında, glüten duyarlılığı olan insanlar, aynı sorunlara neden olup olmadığını görmek için glüteni her yıl beslenmelerine geri koymayı düşünmeli ve denemeli. Sağlık uzmanları, gerekli olmadığı sürece normal insanların glütensiz beslenmelerini önermiyorlar; çünkü glütenle ilgili sorun yaşamayan yüzde 99’luk yüzde için, buğday, arpa ve çavdar gibi glüten içeren bütün tahıllar kanser, şeker hastalığı, obezite ve diğer kronik hastalıkların riskini azaltıyor. Bazı insanların fıstığa alerjisinin olması, herkesin yer fıstığı yememesi gerektiği anlamına gelmez. Glütensiz beslenmeye geçmenin toplum sağlığı için herhangi bir fayda sağladığını gösteren hiçbir kanıt bulunmuyor. Aksine, glütensiz bir beslenmenin çölyak hastalığı, glüten hassasiyeti veya buğday alerjisi olmayanlarda bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebileceğini gösteren bazı kanıtlar var. Sağlıklı insanların durduk yerde glütensiz beslenmeden yarar değil, zarar göreceklerini düşündüren çalışmalar çıkmaya başladı. Buğday sadece glütenden ibaret değil ve içerdiği diğer bileşenler prebiyotiktir ve iyi bakterilerimizi besler.

 

Meral CANDAN

Bu Makalede İlginizi Çekebilir

Yat tekstilindeki 2017 trendleri

Tekne ve yatlar seyahat amaçlı olmaktan çıktı ve bir yaşam biçiminin mekanı oldu. Marin modası …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir