İhracata Dönük Sıra Dışı Tarımsal İş Fikri

Öyle her önüne gelen bu işi yapamıyor. Belirli coğrafyalarda yetişebilen nadide bir bitki. Anadolu bu zahmetli işin yapılabileceği ender topraklardan biri…

Dünyanın en pahalı tarım ürünü

BİR okurumuz soruyor: “Tarımsal uğraşılarda yeterince para kazanamıyoruz, kırsalda ihracat imkanlarımız çok kısıtlı, iç piyasada ise ucuza alman ürünlerimizi market raflarında yüksek fiyatlarla görüp şaşırıyoruz. İhracat için alıcısı hazır, yükte hafif pahada ağır kıymetli bir ürün bizim topraklarımızda neden yok? Bu durumda biz ne yapabiliriz?”

Buna benzer geçmişte de çok sayıda soru aldım. Çeşitli tarihlerde çoğunu yanıtlamaya çalıştım. Bu kez okurumuzun ‘topraklarımızda neden kıymetli ürün yok’ ifadesinden yola çıkarak yıllar önce kaleme aldığım bir yazı tekrar gözümün önüne geldi. Eğer biraz zahmete katlanır ve kırsalda birbirini tekrarlayan bildik işleri bir kenara bırakırsanız sadece ihracata dönük sıra dışı tarımsal işleri mükemmel yapabilirsiniz.

Safran çiçeği

Şöyle başlayayım: Eğer söylentiler doğruysa hemen yanı başımızdaki İran yılda tonlarca ‘safran’ denilen nadide bitkiyi üretiyor. ‘Tonlarca’ ifadesinde bir değerlendirme yanlışı olabilir. Yine de her abartıda bir gerçeklik payı bulunduğunu düşünmek zorundayız. Bizde ise ‘safran deyince’ yıllık hasadımız 100 kiloya bir türlü ulaşamıyor.

Çare, safran yetiştiriciliğini -çok zahmetli de olsa- hasadım yaygınlaştırmak. Safran deyince aslında çiçeğin ortasındaki 3-4 kırmızı renkli ipliksi uzantıdan bahsediyoruz. Tonlarca safran elde etmek için milyonlarca safran çiçeğine ihtiyaç var. Tonlarca safranla kastedilen safran çiçeğinin kendisi değil de safranın elde edildiği bitkinin soğan kökü mü diye insan düşünmeden edemiyor?

Önemli yayınlar ise bizim bu şüphemizi desteklemiyor; ısrarla İran’ın saf safran ihracatında -geçen üç yıl itibariyle- yüzde 88 ila 92’lik bir pazar payını koruduğunu, binlerce kilo dışsatımının olduğunu söylüyor. Müthiş bir rakam…

SAFRANBOLU’YU KUTLAMAK LAZIM

Dünyanın en pahalı bitkisel ürünü bizde Karabük’ün yanı başındaki Safranbolu’da üretiliyor. Tarihsel adına yakışır şekilde safran üretmeye çalışan bölge halkı bu işi biraz da şan olsun diye yapıyor. Zahmetli ve çok dikkat isteyen bir iş, ‘miligram düzeyindeki ipliksi uzantılar’ın toplanmasını öngören zorlu bir uğraşı.

Bu kırmızı ipliksi uzantılar kontrast mavi-mor bir çiçeğin tam göbeğinden elde ediliyor. Çiğdem benzeri safran bitkisi sonbahara doğru çiçekleniyor. Yaklaşık 25 cm. boyunda soğan köke sahip. Doğada sık rastlanmadığı için kültür yetiştiriciliği yapılıyor.



Halen konuyu yüksek kazançlı tarım endüstrisi kapsamında ele alan ABD’de sadece ‘safran soğanı’ üreten ve bundan iyi para kazanan çiftlikler de var. Bazıları marka olmuş hızla dünyaya açılıyor. İnternet üzerinden satış yaparak çok kazançlı işi yaygınlaştırmaya çalışıyorlar. Dolaysıyla safranın kendini üretmenin yanında bitki soğanı ticareti yapanların da kazançlı çıktığı bir iş.

Tarım dünyasında ‘kırmızı altın’ da denilen safran yetiştiriciliği ve ticareti artık sadece tek bir ülkenin piyasa aktörü olduğu noktasından çıkıyor, meraklı üreticilerin ilgi alanına giriyor.

Bugüne kadar işi zorlaştıran tek şey yetiştirmek değil, safran adı verilen kırmızı ipliksi oluşumları ayıklamak için olağanüstü dikkate olan ihtiyaç.

Amerika’da geliştirilen yeni bir teknik çok ilginç; çiçekler daha tarladayken ipliksi flamentleri otomatik toplayıp hasat yapan bir sistem patent altına alınmış durumda. Buluş ticari hale gelirse hasat işi kolaylaşacak ama safranın piyasa değeri aynı kalacak. Çünkü bugün arz talebi karşılayamıyor.

Bu değerli bitki haziran ayından eylül ortasına kadar hasat işlemine alınmak zorunda. Safran ancak belirli coğrafyalarda yetişebilen bir bitki. Öyle her önüne gelen bu işi yapamıyor. Anadolu bu işin gerçekleşebileceği ender toprakların başında.

ANADOLU BU İŞİN TAM MERKEZİNDE

işi küçük çaplı bir endüstriye dönüştürmek isteyenler için Anadolu’da çoğu yer uygun görünüyor. Ağır killi sert topraklar dışında pH düzeyi 6-8 arasında olan zeminler yetiştiricilik için ideal. Ancak daha iyi sonuçlar için kompost ekleyerek çalışmak verimli oluyor. Tek koşul çiçeklenme döneminde bitkinin güneş görmesi.

Safran soğanları tarla usulü dikilebileceği gibi, özel hazırlanmış kompost içerikli kutulara da konabiliyor. Bu yöntem bitkiyi kemirgenlerden ve kök çürümesinden koruyor. Eğer tarla usulü yetiştiricilik yapılacaksa aynı tarlanın 10 yıldan fazla kullanılmaması bu işin uzmanlarının önerileri arasında.

Bazı ithalatçılar ‘spektro-fotometrik analizler’le tat ve aroma gelişimini belli periyotlarda ölçüyorlar. İşin ilginç tarafı, kurutulmuş safranın çok değerli olması. Gram fiyatı neredeyse altınla yarışıyor. Bir gram kuru safran elde etmek için yaklaşık 150 ila 180 adet çiçeğin işlenmesi gerekiyor. Safran sadece tat verici değil, inanılmaz güzellikte dünyanın en pahalı renk hammaddesi.

Safran bugün Batı mutfaklarında 5 yıldızlı şeflerin gizli reçetelerinde kullanılmakla kalmıyor, usta işi şekercilik sanatında da birer sır olarak muhafaza ediliyor. Baharat ve sağlık amaçlı etkisi de işte bu doğal boyasında gizli. İşlem görmemiş doğal içerik spazm çözücü, afrodizyak, genel uyarıcı olarak oldukça etkili.

Fakat kalıcılık için bazı prosesler gerekli. Gerçek safran doğal haliyle harika bir gıda katkısı aynı zamanda. Osmanlı saray mutfağının bugün unutulmuş ‘safranlı pilavlarının’, ‘enfes zerdelerinin’, ‘zagferanlı kurabiyelerinin’ hem renk hem de lezzet sırlarından biri yine bu safran olmuş hep.

Gerçek safran gıda ve kozmetik endüstrisinde çok pahalı bir ürün olduğu için safran yerine kullanılan benzerleri de var. Bunların başında ‘aspir safranı’ geliyor. Yerel dillerde ‘haspir’ ya da doğrudan ‘aspir’ adıyla anılan bitkiden elde edilen ucuz bir tür. ‘Hint Safranı’ da denilen bir başkası ise sadece bir kökten ibaret. Bunların etkileri ve yararları çok farklı.

Gerçek safranın yurtdışındaki fiyatı inişli çıkışlı olmakla birlikte kilosu -eğer abartılmıyorsa-ortalama 25 ila 28 bin dolar arasında olduğu söyleniyor. Zahmetli bir hasadı olmasına rağmen bu fiyatlarla yoğun ilgi uyandırmaya devam ediyor.

Sona bıraktığımız sürpriz bir gerçek daha var: Bu işi A’dan Z’ye geliştirip son yıllarda ihracatta ikinci sıraya oturan Ispanya bu işi resmi tarımsal hedef ve planları arasına koymuş durumda. Rekolte giderek artıyor, ülkeye büyük kazançlar sağlıyor. Meraklısı internet üzerinden araştırabilir, konunun tarımsal alanda nasıl hükümet politikası haline geldiğini görebilir.

NUR DEMİROK





üye

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir