Anasayfa / Sağlık / Ofiste mutluluk için doğal nefes

Ofiste mutluluk için doğal nefes




İş yoğunluğu, çoğu zaman gün içinde ofisten açık havaya çıkıp nefes almayı engeller. Sürekli yorgun, sabırsız, hatta verimsiz günlerden şikayet etmeyin. Vücudunuzun oksijene ihtiyacı var. Yetersiz oksijenlenme, bazı vücut fonksiyonlarınızı ve bağışıklık sisteminizi bozmadan, oturduğunuz yerden de olsa, akciğerlerinizi esnetmeye ve solunum kaslarınızı güçlendirmeye bakın. İşte size rehber…

Nefes almak ve vermek… Hemen hepimiz için refleks bir eylemdir. Fakat yazımızın konusu, doğum anında alınan ilk nefes ile ölüm anında verilen son nefes arasındaki, soluk alıp-verme. Yani, havanın akciğerlere alınıp verilmesi. Nefes alış biçimi, kişinin psikolojisine, karakterine, yaşamına doğrudan etki ediyor. Uzmanlara göre kişinin mutluluğu, iş performansı ve yaratıcılığı, hep nefes kapasitesini ne kadar kullandığıyla ilgili.

Solunum terapisti, uzman fizyoterapist İhsan Alaca, nefes almanın önemini anlatıyor: “Çünkü akciğerlerimize aldığımız hava yeterli miktarda ve kalitede olmazsa; vücut alabildiği oksijenle gün boyu kendini idare etmeye çalışır. Bu durum, gün sonunda aldığımız hava için gereğinden fazla enerji harcamamıza, bu da laktik asit birikmiş yorgun kaslara, dikkati azalmış bir beyine ve dolaşım problemine bağlı şişliklere yol açabilir. Çalışanlar, nefes problemlerinden şikâyet etmez ama çoğunlukla nefes problemlerinin yol açtığı ikincil problemlerle karşılaşırlar. Bu yüzden doğru nefes alma ve yapılacak egzersizler, sağlıklı iş yaşamı için önemlidir.”

Nefesini limitleme
Şirketlere özel bilinçli nefes seminerleri veren nefes ve yaşam koçu Nevşah Fidan Karamehmet’e göre, nefesini fark etmeden limitleyen kişilerinin yeterli enerjisi, şevki, isteği olmayabiliyor. Zekâsını, yaratıcılığını kullanamıyor. Transformal Nefes Eğitmeni ve yaşam koçu Nilgül Tavsel ise kişinin olumsuz olaylar karşısında ilk tepkisinin “nefes tutmak” olduğunu belirterek, “Kişi, hissettiği olumsuz duygu her ne ise bedeninin o duyguyla ilintili bölgesine nefes almayarak o duygudan kurtulmaya çalışır” diyor.

Boğaza da düğümlenir kaburga kemiğine de
Nilgül Tavsel, insan bedeninde belli blokaj yerleri bulunduğunu, bunların oluşma nedenlerini grupluyor:
– Kendini/duygularını ifade edememe: Boğaz bölgesinde,
– Kalp kırıklığı veya aşırı baskıcı yetiştirilme: Göğüs bölgesinde,
– Korku/kontrol/mükemmeliyetçilik: Kaburga kemikleri altı/midede,
– Yaşamsal tehdit ve cinselliğin/yaratıcılığın ifadesindeki baskı: Karnın alt bölgesinde.

Bu bölgelerdeki blokajlara vücut, geçici bir çözüm olarak başvururuyor. Fakat Tavsel, maliyetinin oldukça ağır olduğunu anlatıyor: “Blokajlarla kısıtlanmış solunum sistemi, tam ve derin nefes almayı engellediğinden zamanla yeterince oksijen alamaz hale gelinir. Oksijen ve yine büyük bir bölümünü nefesimizle aldığımız yaşam gücü enerjisi azalınca; enerjisi az (kronik yorgunluk sendromu), bağışıklık sistemi tam çalışmayan, bedeninden tam kapasite ile toksinleri atamayan, hafızası zayıf ve odaklanma sorunlu bireylere dönüşürüz. Daha önemlisi, depolanan bu olumsuz duygular, enerji frekansımızı düşürür ve bizi septik, mutsuz, huzursuz ve güvensiz bir kimliğe dönüştürür.”

Eğitimi var, nefes almayı öğrenmek mümkün
Bu denli doğuştan, refleks bir davranışın eğitimi olur mu? Evet olur. Uzmanlar, doğru nefes alma eğitimleriyle ofis çalışanlarının nefes performanslarının olumlu etkilendiğini belirtiyor.
Güzel Sanatlar Akademisi Opera Bölümü eğitimi sürecinde aldığı şan ve nefes eğitimini, spritüel bilgelik ve kişisel gelişim konularına duyduğu ilgiyle birleştiren ve nefes kullanımı eğitimleri veren Mustafa Kartal anlatıyor: “Doğru nefes alma eğitimi; dikkat dağınıklığı, odaklanma sorunları, iş stresi, öfke ve heyecan kontrolü gibi konularda destek verir. Duygu ve düşünce kontrolü oluşturur. Bağımlılıklar ve istenmeyen alışkanlıklardan özgürleştirir. Problem çözme dikkati oluşturma veya yaratıcı düşünceyi açığa çıkarma performansını artırır. Fizik ve ruh sağlığı sağlayarak çalışanların hastalanarak iş kaybı oluşturmasını engeller, verimliği arttırır. Kişiye düzgün ve etkili konuşma kazandırarak, pazarlama ve ikna avantajı sağlar.”



Kartal, farklı nefes tekniklerinin altını çiziyor: “Konuşmacı ve şarkıcılar, hamileler için, sağlık için, psikolojik iyileşmeler için, bilinçaltını açığa çıkartmak ve hipnoz için, zihinsel sessizliğin sağlanması, stres, öfke, heyecan kontrolü gibi konular için, sporcular için farklı teknikler vardır. Hatta her spor için farklı nefes uygulamaları yapılabilir. Koşmak, yüzmek ve dövüş sporları için de farklı farklı nefes uygulamaları vardır.”

Ofiste mutluluk için doğal nefes
Nefes çalışmalarının püf noktası, kişinin nefesinin açılması. Nefes ve yaşam koçu Nevşah F. Karamehmet’e göre, doğal nefese döndüğünde kişinin her seviyede performansı artıyor: “Kişi, işyerinde mutlu ve huzurlu oluyor. Yaptığı işten tatmin, iş arkadaşlarıyla uyumlu ve barışık yaşıyorlar. İşlerine yoğunlaştığı, liderlik vasıfları ve performanslarının arttığı gözleniyor.”
Peki, nefes nasıl açılır? Pratik bir yöntemi yok. Karamehmet, sistemini anlatıyor: “Kişinin öncelikle bir nefes uzmanı eşliğinde en az 14-15 seanstan oluşan bir seminere katılması, nefesinin kontrol edilip açılması gerekiyor. Beş gün süren bu çalışma sonunda kişinin nefesi açılır ve doğal nefese döner. Daha sonra da nefesi sürekli açık tutmak ve doğal nefeste kalabilmesi için öğrettiğimiz yöntemler var ve nefes limitlemeye başladıklarını hissettikleri anda bu yöntemleri uyguluyorlar.”

Nefes ateş gibidir
Ancak nefes eğitimi konusunda uyarılar da yapılıyor. Örneğin, Banu Çadırcı, bunlardan biri. Yıllarca yurtdışında nefes eğitimleri alan ve yine yurtdışında dersler veren Çadırcı, nefes çalışmalarının “oldukça güçlü etkileri olan çalışmalar” olduğunu söylüyor. “Nefes ateş gibidir. Dikkatli, özenli yaklaşılmalı” diyen Çadırcı, örneğin Cihangir Yoga’da 5 Ocak’ta bir “şifalı nefes eğitimi”ne başlanacağını, eğitimlerin neden hafta sonlarında programlandığını anlatıyor:

“Eğitimi 5 farklı hafta sonuna ayırdık. Her buluşma arasına bir zaman dilimi koyduk. Öğrencilerimiz öğrendiklerini uygulasın, bu çalışmaların getirdiği değişimlere adapte olabilsin ve ilerlemek için bir sonraki çalışmaya hazır olsunlar diye. Bu çalışmalar yapılırken aşırıya kaçılmamalı. Nefes ateş gibidir. Dikkatli, özenli yaklaşılmalı, mutlaka iyi bir eğitim alınmalıdır.”

Ofiste ‘iyilik hali’ni optimal düzeye getirmek
Uzmanlarla konuyu irdelerken, ilginç bir nokta dikkat çekiyor. Transformal Nefes eğitmeni ve yaşam koçu Nilgül Tavsel, “Kan dolaşımımızdaki oksijen düzeyini artırarak zihinsel ve bedensel optimal iyilik halini yakalayabiliriz” diyor. Bu savını da şöyle destekliyor: “Stres altındayken, solunum mekanizmalarının (kaslar, akciğer dokuları, alışkanlık modelleri) daha çok oksijen alması, endişeye kapılarak kaçma veya kavga etme reaksiyonlarını engeller. Duygusal olarak daha dengeli bir duruma geliriz. Kendimiz ve çevremizdekilerle ilişkilerimiz olumlu yönde gelişir. Bu da özellikle iş hayatında sinerjiyi artırır.”

Kadın göğüsten, erkek mideden nefes alıyor
Tavsel, kişilerin değişik kültürler ve yetiştirme şekillerinin nefes alışkanlarında farklılıklar yarattığını söylüyor. En baş etken ise cinsiyet. Tavsel, gözlemlerinden yola çıkarak Türk kadınının sadece göğüs nefesi aldığını, Türk erkeğinin ise karın ve mideden nefes aldığını anlatıyor. “ABD ve Avrupa’da bunun böyle olmadığını gözlemlediğimde çok şaşırmıştım. Anladım ki, kadının daha özgür kendini ifade etmesine izin verilen toplumlarda durum değişebiliyor” diyor.

Hürriyet İK – Hayriye MENGÜÇ





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir