Politika faizini yüzde 24’te sabit kaldı

TCMB, iç talep daralmasının enflasyondaki bozulmayı sınırlayabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle politika faizini yüzde 24’te sabit tuttu. Ekonomistlere göre, tedbirlerin etkisiyle enflasyon yılsonunda yüzde 21-22’lere gerileyecek…

TÜRKİYE Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ihtiyatlı duruşunu korudu. Fi-yatlama davranışlarına dair yukarı yönlü risklere işaret eden TCMB, politika faizini yüzde 24’te sabit tuttu. TL’deki değer kaybının bir süredir durduğunu belirten Ekonomistler, bankanın son dönemde gerçekleştirdiği kuvvetli sıkılaştırmanm etkisinin görülmesi için TCMB’nin politika faizini sabit tutmasını bekliyor. Ekonomistler, TCMB’nin enflasyondaki ge-.’lişineleri yakından izleyeceğine de dikkat çekiyor. Alman önlemler çerçevesinde önümüzdeki aylarda fiyatlama davranışlarında bir düzelme olması, kur tarafında ise bozulma yaşanmaması halinde enflasyonun yavaş yavaş gerilemeye başlayacağına dikkat çeken ekonomistler, yılsonunda tüketici fiyatları endeksinin (TÜFE) yüzde 21-22’lere gerilemesini öngörüyor. Ekonomistler, TCMB’nin 31 Ekim’de açıklayacağı enflasyon raporunda yılsonu TÜFE tahminlerini Yeni Ekonomi Programı (YEP) çerçevesinde yukarı yönlü güncellemesini bekliyor.

TCMB, RİSKLERE DİKKAT ÇEKTİ

Merkez Bankası, Murat Çetinkaya başkanlığındaki 25 Ekim tarihli toplantısında faiz oranlarına dokunmadı. TCMB’nin kararını takiben döviz cephesinde önemli bir değişiklik olmadı. Faiz kararı öncesi 5.67 civarında işlem gören dolar/TL ilk tepki olarak 5.71’e yükselse de kademeli olarak PPK öncesi seviyelerin altına geriledi. TCMB, faiz kararı sonrasında yaptığı açıklamada ekonomideki dengelenme eğiliminin belirginleştiğine dikkat çekerek, dış talebin gücünü korumakla birlikte finansal koşullardaki sıkılaşmanm da etkisiyle iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın devam ettiğini kaydetti.

Yakın dönemde enflasyon görünümüne ilişkin gelişmelerin fiyat istikrarı açısından önemli risklere işaret ettiğini vurgulayan TCMB, “Döviz kurundaki hareketlerin de etkisiyle fiyat artışlarının alt kalemler bazında genele yayılan bir nitelik gösterdiği dikkat çekmektedir. İç talep koşullarındaki zayıflamanın enflasyon görünümündeki bozulmayı kısmen sınırlayacağı düşünülse de fiyatlama davranışlarına dair yukarı yönlü riskler devam etmektedir. Bu çerçevede Kurul, sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir” ifadelerini kullandı. Merkez Bankası, ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabileceğinin altını çizdi. Merkez Bankası, bu yılın son PPK toplantısını 13 Aralık’ta gerçekleştirecek.

ENFLASYON RAPORU AÇIKLANACAK

TCMB yılın üçüncü enflasyon raporunda yılsonu TÜFE beklentilerini yüzde 13.4 olarak öngörmüştü. Yeni Ekonomi Program adıyla yayımlanan 2019-2022 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’da ise 2018 yılı sonu TÜFE öngörüsü yüzde 20.8 artış yönündeydi. YEP’te 2019, 2020 ve 2021’de yılsonu TÜFE’nin sırasıyla yüzde 15.9, yüzde 9.8 ve yüzde 6 olacağı tahmin edildi. Ekonomistler, TCMB’nin yılın son enflasyon raporunda enflasyon öngörülerini YEP çerçevesinde güncellemesini bekliyor.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) da beklentilere paralel olarak para politikasında değişikliğe gitmedi. Tahvil alımla-rını bu yıl sonlandırma ve faizleri gelecek yazdan sonra artırma yaklaşımını sürdüren ECB, 25 Ekim’de gerçekleştirilen toplantıda politika faizini sıfır, mevduat faizini yüzde eksi 0.40 ve marjinal fonla-ma faizini de yüzde 0.25’te bıraktı. ECB Başkanı Mario Draghi, euro bölgesinden gelen verilerin beklenenden biraz daha zayıf olduğuna dikkat çekerek, para politikasının ekonomiye güçlü destek vermesine hâlâ ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.

KAPASİTE KULLANIMI

TCMB’nin faiz kararının beklendiği geçen hafta, yurtiçine yönelik önemli veriler de açıklandı. TCMB’nin imalat sanayisinde faaliyet gösteren 2 bin 108 katılımcının “İktisadi Yönelim Anketi” formuna verdiği yanıtların toplulaştırmasıyla elde ettiği verilere göre, 2018 Ekim’de imalat sanayi genelinde kapasite kullanım oranı bir önceki aya kıyasla 0.8 puan azalarak yüzde 75.4 oldu. 2018 Ekim’de mal gruplarına göre kapasite kullanım oranları değerlendirildiğinde, gıda ve içecekler ile dayanıksız tüketim mallarında artış görülürken, ara mallar, yatırım mallan ve dayanıklı tüketim mallarında azalış gözlendi. Ekim’de mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı ise bir önceki aya göre 0.8 puan azalarak yüzde 75 değerini aldı.

Ekonomistlere göre öncü veriler, büyüme tarafında üçüncü çeyrekte yavaşlamayı, son çeyrekte de yavaşlamanın devam edeceğini teyit ediyor. Dördüncü çeyrek ve 2019 başının ekonomik büyüme açısından zayıf geçeceğini belirten Bilgi Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Ege Yazgan. dış talepte iyileşme kaynaklı olarak yılın dördüncü çeyreğinde sanayi tarafından bir düzelme görülebileceğini vurguladı. İç talepteki zayıf seyrin 2018 dördüncü çeyreği ve 2019 ilk çeyreğinde devam edeceğinin altını çizen Yazgan, “Burada önemli olan dış talebin için talebi nc kadar dengeleyeceği” dedi.

GÜVEN KAYBI UYARISI

TCMB’nin İktisadi Yönelim Anketi sonuçlarının değerlendirilmesiyle hazırlanan Reel Kesim Güven Endeksi, Ekim’de bir önceki aya göre 2 puan azalarak 87.6 seviyesinde gerçekleşti. Endeksin 100’den küçük olması anketin kapsadığı reel kesim temsilcilerinin ekonomik faaliyetlere ilişkin güveninin azaldığı görünüme işaret etti. Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, genel gidişat, son üç aydaki toplam sipariş miktarı ve sabit sermaye yatırını harcamasına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, gelecek üç aydaki “üretim hacmi, mevcut toplam sipariş miktarı, gelecek üç aydaki toplam istihdam miktarı ve mevcut mamul mal stokuna ilişkin değerlendirmeler endekse azalış yönünde yansıdı. Mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi ise Ekim’de bir önceki aya göre .0.7 puan artarak 91.1 oldu.



TÜKETİCİ GÜVENİ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ise geçen hafta tüketici güven endeksi ve sektörel güven endeksi sonuçlarını açıkladı. TÜİK ve TCMB işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi Ekim’de bir önceki aya göre yüzde 3.4 azalarak 57.3 oldu. Gelecek 12 aylık döneme ilişkin hanenin maddi durum beklentisi endeksi Ekim’de aylık bazda yüzde 4.1 azalarak yüzde 73.5, genel ekonomik durum beklentisi yüzde 2.4 oranında azalarak 72.8, tasarruf etme ihtimali endeksi yüzde 2.3 artarak 19.2 değeri aldı. İşsiz sayısı beklentisi endeksi ise Ekim’de bir önceki aya göre yüzde 5.4 azalarak 63.6 düzeyinde gerçekleşti.

TÜİK verilerine göre, mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven endeksi Ekim’de bir önceki aya göre yüzde 4.7 azalışla 75.7, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 1.8 azalışla 87 düzeyinde gerçekleşirken, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 2.3 artışla 58.7 oldu.

Finansal sıkılaştırmanm da etkisiyle talebin iyice daraldığına, kur cephesinde yaşanan şokun etkilerinin sürdüğüne dikkat çeken Prof. Yazgan, “Güven endekslerindeki iyileşme için kur şoku etkilerinin geçmesinin, yeni bir dengelenmeye doğru gitmeşinin beklenmesi gerekecek. Talep bu kadar zayıf seyrederken, güven kaybı bir süre devam edecektir, önümüzdeki dönemde dış talepte bir parça iyi bir gelişme olması beklenmesi gerekecek. Acele etmemek lazım” dedi.

İnşaat maliyetlerindeki artış sürüyor. TÜİK verilerine göre, inşaat maliyet endeksi Ağustos’ta aylık bazda yüzde 6.1, yıllık bazda yüzde 33.36 arttı.

Endeks, 172.71 değerini aldı. İnşaat maliyetlerindeki artışı incelediğimizde, Ağustos’ta malzeme fiyatlarının aylık yüzde 8.37 artarken, işçiliğin yüzde 0.66 artış gösterdiği görüldü. Artış yıllık bazda ise malzemede yüzde 41.09, işçilikte yüzde 16.87 oldu. Ağustos’ta bina inşaatı maliyet endeksi aylık bazda yüzde 5.56, bina dışı yapıların inşaatı maliyet endeksi yüzde 7.81 oranında arttı.

Prof. Dr. Ege YAZGAN / Bilgi Üniversitesi Rektör Vekili
“Faizleri artırmak, talebi ve ekonomiyi boğar”

Merkez Bankası, beklendiği gibi bir hafta vadeli repo faizini değiştirmedi. Ben de böyle olması gerektiğini düşünüyordum. Çünkü daha fazla enflasyonist baskı oluşturacak bir talep yok. Enflasyon beklentilerini bozabilecek en önemli değişken kur tarafı. Kur tarafında da belli bir stabilleşme gözleniyor. Son enflasyon rakamından sonra Merkez Bankası’nın faizleri negatif faizi işaret ettiği söylenebilir ama reel faiz ileriye dönük hesaplanır. İleride enflasyonun düşmesi gibi beklenti varsa, faizleri artırmak zaten pek yerinde olmayacaktı.

Öte yandan piyasa faizleri Merkez Bankası’nın faizinin zaten üzerinde. Faizleri artırmak talebi ve ekonomiyi boğardı. Enflasyonda yukarı yönlü risklere dikkat çeken Merkez Bankası gerekli olduğunda müdahale edebileceğini vurguladı. Şu anda, kur ve talep cephesinde bu aksiyonu gerektirecek bir durum yok. Merkez Bankası, ileriye dönük olarak bekleyip görecek. Enflasyonu kıracak bazı hamleler yapıldı. Kur tarafında bir oynaklık olmadığı sürece, enflasyona yönelik beklentilerin düzeleceğini düşünüyorum.

Doç. Dr. Atılım MURAT / TOBB ETÜ İİBF İşletme Bölümü Öğretim Üyesi
“Enflasyon yüzde 21-22’lere gerileyebilir”

Merkez Bankası’nın faiz artırmasını bekliyordum. ABD ile ilişkilerin düzelmesi, Enflasyonla Mücadele Programı gibi ekonomiye yönelik atılan adımlar nedeniyle Türkiye lehine olumlu bir hava oluşmuşken, TCMB’nin bu havayı pekiştirmek için faiz artırması gerektiğini düşünüyordum. Beklemeyi seçti. Muhtemelen önümüzdeki iki ayda enflasyondaki gelişmelere bakacak. Bana göre, iyi bir faiz artırımı hamlesi gelseydi dolar TL 5.50’nin altını deneyebilirdi. Küresel piyasalarda hava biraz olumsuz, satış dalgası var. Buna rağmen dolar/TL dengeli. Yılsonuna kadar büyük bir aksilik olmazsa dolar TL, 5.50-6.30 arasında gidip gelebileceğini düşünüyorum. Tabii ki önümüzdeki günlerde İran’a yaptırımlar, Türkiye’nin buna nasıl tepki vereceği, ABD’deki ara seçimler gibi bu süreci etkileyecek. Enflasyonla Mücadele Programı’nın etkisiyle yılsonunda enflasyonun yüzde 21-22’lere gerileyeceğini düşünüyorum. Kurda yeni bir yukarı yönlü hareket olmazsa, Ekim’de yıllık enflasyon ya dengede duracak ya da gevşeyecek. Enflasyonun, Kasım ve Aralık aylarında ineceğini düşünüyorum.

TCMB, enflasyon raporunda yılsonu tahminlerini YEP’e göre güncellemesini bekliyorum.

Ekonomist Murat SAĞMAN / Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi
“Kurlar mutlaka aşağı gelmeli”

Ekim ve Kasım enflasyonlarını ve kurdaki gidişatı görmek isteyen Merkez Bankası beklendiği gibi faizleri değiştirmedi. Merkez Bankası faiz kararma ilişkin açıklamasında ‘dış talebin gücünü korumakla birlikte finansal koşullardaki sıkılaşmanın da etkisiyle iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın devam ettiğine, yakın dönemde enflasyon görünümüne ilişkin gelişmelerin fiyat istikrarı açısından önemli risklere işaret ettiğine’ dikkat çekti. Hala stagfilasyon tehlikesi olduğuna vurgu yapılmış oldu. Ekim, Kasım ve Aralık ayında uygulanacak olan indirim kampanyalarının sonuçlarını önümüzdeki dönemde göreceğiz. Ancak enflasyonun düşmesi için hala çok yüksek olan üretici fiyatlarının aşağı gelmesi lazım. Bunun için de kurların mutlaka aşağı gelmeli.

Eral KARAYAZICI / Gedik Portföy Fon Yönetim Müdürü
“Enflasyon 2019’da geriler”

TCMB kararını takiben döviz cephesinde önemli bir değişiklik olmadığını hatta TL’nin haftanın ilk yarısında yaşadığı değer kaybının da etkisi ile görece pozitif bir performans ortaya koyduğuna şahit olduk. Bunu normal karşılamak gerekiyor.

Her ne kadar döviz sepeti Ekim bütününde yüzde 7 değer kaybına sahne olduysa da 2018 başına kıyasla yüzde 50 yukarıda olduğunu es geçmemeliyiz. Dolar halen ülkemizde sene başını dahi referans alsak reel
olarak yüzde 9 görece pahalı bir değerle işlem görüyor. Bu göreli pahalılık yukarı yönlü hareketler adına en önemli tehdit ve daralan cari açığın da katkısı ile TL önümüzdeki aylarda istikrar kazanma şansı yakaladı. Farklı bir faktör bu tabloyu değiştirmedikçe döviz kurlarında sağlanabilecek istikrar enflasyonun 2019 ilk çeyreği içinde gerileme trendine girmesinin mümkün olduğuna işaret ediyor.

Hülya Genç Sertkaya





üye

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir