Pazar , Mart 24 2019
Anasayfa / İş ve Kariyer / Takas Sistemi İhracatçıları Hareketlendirdi

Takas Sistemi İhracatçıları Hareketlendirdi

Para transferinin sıkıntılı olduğu ülkelere ihracatı artırmak amacıyla yeniden yürürlüğe konan takas sistemi, ihracatçıları hareketlendirdi Uygulamanın özellikte Nijerya, Angola, İran, Brezilya ve Türk Cumhuriyetleri’ne yönelik.

TÜRKİYE ihracatın önemli bir bölümünü halen Avrupa ülkelerine gerçekleştirse de Türk firmaların dünyada mal satmadıkları ülke yok desek yeridir. Afrika’dan Uzakdoğu’ya, Güney Amerika’dan Avustralya’ya Türk ihracatçısının girmediği pazar kalmadı. Hatta okyanuslardaki ada devletlerde bile Türkiye menşeli ürünler tüketiliyor.

İhracatçıların dünyanın en ücra noktasına bile mal satmaları ister istemez bir takım riskleri de beraberinde getiriyor. Bunlardan kuşkusuz en önemlisi ihraç edilen malın bedelinin tahsil edilmesi aşamasında yaşanan sıkıntılar. Üstelik bu sorunla bankacılık altyapısı henüz oturmayan sadece Afrika ülkelerinde değil Türkiye’nin önde gelen dış ticaret partnerleri Rusya, Iran gibi komşularında da sıkça karşılaşılıyor. Hükümet bu sorunu çözmek için daha önce uygulanan “Takas ve Bağlı Muamele Yoluyla Yapılacak İhracata İlişkin Tebliği” geçen haziran ayında yeniden yürürlüğe koydu.

ihracat takas

Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintisini ortadan kaldıran, ihracatçıya daha ucuz hammadde temin etmenin yolunu açan bu formül, ilk etapta İran’la başlatıldı. İhracat camiası uygulamanın yeni başlaması nedeniyle ticarette henüz etkisi görülmeyen bu sistemin, dış satımı yüzde 10 civarında artıracağını belirtiyorlar.

Takasla ticaret modelinin ihracatta yüksek performans sergileyen sektörlere yansımalarını araştırdık. Özellikle deri ve deri mamulleri ihracatçılarının mal bedelini tahsil etme konusunda başta Rusya olmak üzere birçok ülkede sıkıntı yaşadığını gördük. Sıkıntı yaşanan ülkeler arasında Libya, Suriye, İran, Irak gibi çevre ülkelerin de olduğunu öğrendik.

“MÜŞTERİLERİMİZ AZALMIŞTI”

İstanbul Deri ve Deri Mamulleri ihracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Lemi Tolunay, Rusya’nın Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) üye olması sayesinde bu sorunların kısa sürede çözülmesini beklediklerini ancak siyasi çalkantıların yaşandığı ülkelerde tahsilat probleminin sürmesinden endişe ettiklerini ifade ediyor. Bu ülkeler arasına Mısır’ın da eklenebileceğini hatırlatan Tolunay, şöyle devam ediyor:

“Üretici ve ihracatçılarımız bu ülkelerde güvensiz bir ortamın oluşmasından dolayı tereddüt içindeler. Bu yüzden çekingen davranıyorlar. Bu da ticaret hacmimizi daraltıyor. Tahsilat sorununun yaşandığı ülkelere yapılan ihracatta sipariş bedelinin yüzde 30 ile 50’si iş avansı olarak tahsil ediliyor. Geri kalanı ise malın teslimatı sırasında alınıyor. Bu da müşteri sayısının ve sipariş miktarının ^ azalmasına yol açıyor.”

Deri ve deri mamulleri sektörü, ihracat pazarlarındaki sıkıntılara rağmen 2013’ün ilk yarısını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15.5 artışla kapattı. Bunda özellikle Uzakdoğu’da üretim yapan Avrupalı firmaların siparişlerinin azalması, azalan bu siparişleri de Türkiye’ye kaydırmaları etkili oldu. Ayrıca dericilerin geçen yıl artan hammadde fiyatlarını bu yıl satış fiyatlarına yansıtmaları da dış satım rakamlarını büyüttü. Bunun yanında bazı ülkelere yapılan kayıt dışı ihracatın kayıt altına alınması da deri ihracatından gelen dövizi artırdı.

Lemi Tolunay, sektörün 2013’ü yaklaşık 1.9 milyar dolar ihracatla kapatmasını beklediklerini, hatta kışlık ürünlerin daha pahalı olmasından dolayı 2 milyar dolar sınırının da aşılabileceğini ifade ediyor. Tolunay, takasla ihracat modelinin deri ve deri mamulleri ihracatını ciddi oranda artıracağı görüşünde. Ancak Tolunay’m bir de uyarısı var:

“Takas veya barter sistemiyle dış ticaret daha önce bazı ülkelerle uygulanmıştı. Bir süre önce İran ve Libya’yla da bu tür bir anlaşma yapıldı. Böyle bir anlaşmanın yapıldığı ülkeyle Türkiye arasında siyasi ve ekonomik anlamda bir dengenin olması gerekir. Bugünlerde böyle bir anlaşmanın imzalanıp uygulanabileceği çok fazla ülke gözükmüyor. Ayrıca dünyadaki ekonomik kriz de böyle bir anlaşmanın yapılmasına imkan vermiyor.”

“HEDEF, PETROL ÜLKELERİ OLMALI”

Türkiye’nin ihracatım sürükleyen sektörlerden demir çelikte özellikle Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan siyasi olaylardan dolayı bu sıralar kan kaybı yaşanıyor. Mısır’a ihracat neredeyse durmuş vaziyette. Sektörün son yıllarda önemli pazarı haline gelen Suudi Arabistan ise Rusya ve Ukrayna’dan kütük ithalatını artırdığı için Türkiye’den inşaat demiri alimim azaltmış vaziyette. Bunun yanında Nijerya gibi gelişmekte olan Afrika ülkelerinde de bankacılık sisteminden dolayı sıkıntılar artıyor.

İstanbul Demir Çelik ihracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, tüm bu gelişmelerden dolayı bu yılki ihracat hedeflerini revize etmek zorunda kaldıklarını dile getiriyor. Ekinci, geçen yıl 15 milyar doların biraz üzerinde gerçekleşen ihracat rakamını tutturmaya çalıştıklarını söylüyor.

Ekinci, takasla ihracatın demir çelik sektörünü olumlu etkileyeceğini ancak bu tür ticareti petrol üreten ülkelerle yapmak gerektiğini savunuyor. Demir çelikçilerin genel olarak banka garantili ihracat yaptıklarını söyleyen Ekinci, “Bankacılık sistemi zayıf olan ülkelere ihracat sigortası kapsamında satış yapılıyor. Ancak bu sistemde de aksaklıklar var. Takasla ihracat modelinin başarılı olması için bu tür bir anlaşmayı petrol aldığımız ülkelerle yapmamız gerekir. Bu ülkelere ithal ettikleri bir takım malları Türkiye’den almaları mecburiyeti getirebiliriz. Ancak ABD’nin ambargosundan dolayı İran’la böyle bir şansımız yok” diyor.

GÖZLER BATI AFRİKA’DA



Genel olarak tüm ihracatçıların sorun yaşadığı Iran, kimya sektöründeki birçok firmanın adeta motoru konumunda. Kimya sektörünün 2012 yılında bu ülkeye yaptığı ihracat, bir önceki yıla göre yüzde 16 artışla 618 milyon dolara yükseldi. 2013 yılının ocak-temmuz döneminde de 2012’nin aynı dönemine göre yine yüzde 16’lık artış var. Sektörün aynı dönem itibariyle genel ihracatı ise 10 milyar 120 milyon dolara ulaştı. Sektör sadece geçen temmuz ayında 1.5 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdi. Kimyacılar 2013’te 20 milyar dolar döviz girdisi hedefliyor.

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Akyüz, İran’dan inşaat malzemeleri, plastik, boya, kozmetik gibi birçok ürün grubundan talep olduğunu, ancak para transferinde yaşanan sıkıntılar yüzünden birçok firmanın ihracat yapamadığım belirtiyor. Akyüz, İran’ın yanı sıra Sahra Altı Afrika ülkeleriyle Türk Cumhuriyetleri’nde de sorun yaşadıklarım hatırlatıyor:

“Batı Afrika ülkeleri kimya sektörü açısından önemli bir potansiyel barındırıyor. Buna rağmen bu bölgedeki ülkelere yaptığımız ihracatta büyük düşüşler var. Bunun en büyük nedeni uluslararası bir bankacılık sistemlerinin olmayışı. Takas sistemi ile bu ülkelere ihracat yapabiliriz. Örneğin, Angola’da büyük miktarda petrol var. Angola’ya petrol karşılığında bitmiş, yüksek katma değerli endüstri ürünleri ihraç edebiliriz. Kambiyo sisteminin gelişmediği Sudan, Gabon, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Mozambik’e de bu şekilde mal satabiliriz. Uygulamanın Türk Cumhuriyetleri’ni de kapsayacak şekilde genişletilmesi genel olarak Türkiye ihracatının artmasına katkı sağlar.”

ALACAKLI OLDUĞUMUZ ÜLKELER

Türkiye’nin tekstil ve hammaddeleri ihracatı geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 1.2 oranmda gerileyerek 7\8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bunda kuşkusuz Avrupa’da yaşanan ekonomik durgunluğun etkisi büyük oldu. Ancak 2013 yılında artış trendi yakalanmış durumda. Yılın ilk yarısına bakıldığında tekstil ve hammaddeleri ihracatında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6.6 artış var. Sektör bu dönemde 4.2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Sabri Ünlütürk, bu trendin yılın ikinci yansında da sürmesini beklediklerini, yılı 8 milyar doların üzerinde ihracatla kapatmayı hedeflediklerini belirtiyor. Ünlütürk, tahsilat konusunda başta Suriye olmak üzere Kuzey Afrika ülkeleriyle İran, Irak ve Rusya’da sorun yaşadıklarının altını çiziyor. Tekstilciler de dericiler gibi bu ülkelere yaptıkları ihracatın bedelinin yüzde 30-40’ını peşin, diğer bölümünü de teslimat aşamasında tahsil ediyor. Ancak Ünlütürk, bu ülkelere yönelik ihracat sigortasının tam olarak uygulanamaması yüzünden bazı ihracat bedellerinin tahsil edilemediğini vurguluyor ve takas sisteminin 50’ye yakın ülkeye ihracatı artırabileceğini savunuyor:

“Mısır, Cezayir, Fas ve Tunus’a yaptığımız ihracatta bu ülkelerdeki siyasi istikrarsızlıklara rağmen artışlar var. Çünkü Avrupalı birçok hazır giyimci üretimini bu ülkelerde gerçekleştiriyor. Ancak bu ülkelerde iplik, kumaş ve aksesuar üretimi yok. Bu yüzden Kuzey Afr ka bölgesinde özellikle tekstil ürünlerinde önemli bir potansiyel var.”

“YENİ PAZARLARA GİRECEĞİZ”

Mücevher sektörünün ihracat pazarlarım ise genellikle bankacılık sisteminin gelişmiş olduğu ülkeler oluşturuyor. Bu yüzden para transferinde çok fazla sorun yaşamıyorlar. Ancak sektördeki firmalar yeni girecekleri pazarlara endişeli yaklaşıyorlar.

Mücevher İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Güner, takas sisteminin yeni pazarlara girme konusunda firmaları cesaretlendireceğini, hatta bu sayede ihracatın yüzde 50 oranında artacağım belirtiyor. Güner, şöyle devam ediyor: “Sektörümüzün bugün için bu ^ uygulamadan yararlan- ^ •• ması mümkün değil. £

Çünkü bu uygulama T İran’la başladı. İran’da mücevher ithalatı yasak olduğu için oraya satış yapamıyoruz. Bu sistem mücevher ithalatının yasak olmadığı ülkelerde devreye girerse sektörümüze olumlu katkıları olacaktır.”

2012 yılında 2 milyar dolarlık ihracat yapan mücevher sektörünün bu yılki hedefi 2.46 milyar dolar. Güner, bunun 1 milyar 671 milyon dolarlık kısmını ilk altı ayda gerçekleştirdiklerini hatırlatıyor. Güner, “Aynı dönemde ithalatımız ise 387 milyon dolar oldu. Yani 1 milyar 284 milyon dolar dış ticaret fazlası verdik” diyor.

117 ÜLKEYE İHRACAT YAPIYORLAR

Türkiye gıda ürünlerinde, özellikle de un ihracatında dünyada söz sahibi ülkeler arasına girmiş durumda. Türk firmaları yılda yaklaşık 1 milyar dolarlık un ihracatıyla bu kalemde dünya pazarının yüzde 17’sini elinde bulunduruyor.

Orta Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Ünlü, geçen yıl 6 milyar dolar olan dış satımın bu yıl 7.5 milyar dolara ulaşmasını bekliyor. 117 ülkeye ihracat yaptıklarım belirten Ünlü, bunların bir kısmında bankacılık sistemi nedeniyle sorun yaşadıklarını, takasla ticaretin bu anlamda sektöre ciddi fayda sağlayacağını ifade ediyor. Bu modelin başta İran, Nijerya ve Endonezya olmak üzere birçok ülkeye ihracatı artıracağını belirten Ünlü, şunları söylüyor: “İhracatımızın arttığı ülkelerde bir süre sonra anti-damping vergisi ve bir takım koruma önlemleriyle karşılaşıyoruz. Endonezya’da bu sorunu aştık. Şu anda Fi-lipinler’de bu tür sıkıntılarımız var. Bu açıdan takas sisteminin sektörümüze mutlaka faydası olacak. Nijerya’da daha etkili olabiliriz. Bu sıralar Brezilya’yı da hedeflemiş durumdayız. Çünkü Brezilya makarnayı ekmeklik undan üretiyor. Bu ülkeye önemli rakamlarda ihracat yapabiliriz. Takas sistemi önümüzü açabilir.”

Mehmet BÜYÜKEKŞİ / Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı
Dış ticaret şirketlerinin rolü çok önemli

Takas usulü ithalat bizim de uzun süredir talep ve takip ettiğimiz bir konu. Para transferi yaşanan ülkelerde ticaretin artabilmesi için gerekli bir yöntem, Afrika ülkeleri ve İran ile ticarette olumlu katkısı olur. Tabii bu sistemin şartları var. Mal ithal edeceksiniz. Malı getiren şirket ile malı ihraç edecek şirket aynı olmalı. Aynı gümrük kapısından giriş ve çıkışı yapılmalı. Hammadde ithal edip nihai ürün olarak gönderebilirsiniz. Bu yolla ithalatta yüzde 6 Kynak Kullanımı Destekleme Fonu harcı alınmıyor. Bu da ayrı bir avantaj. Takas usulü ithalatın dış ticaretimize etkisi ile ilgili şu aşamada net bir şey söylemek zor. Henüz çok yeni bir uygulama. Yüzde 5’in üzerinde bir artış getireceği tahmin ediliyor. Bu yeni yöntemde dış ticaret sermaye şirketlerinin rolü çok önemli. Bu rolü iyi üstlenebilirlerse beklentilerin de üzerinde ihracat artışları yakalayabiliriz.

Sistem nasıl işleyecek?

Takas sistemiyle birbirine bağlı olmayan iki ürün grubunun ticareti karşılıklı olarak üç ay içinde yapılabilecek. Bu ticaretin aynı şirket tarafından ve aynı gümrük kapısından yapılması gerekiyor. Hesabın üç ay içinde kapatılması da bir başka kriter. Sistemin en büyük avantajlarından biri de yapılan ticaretin Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu’ndan (KKDFj muaf tutulması. Banka sistemi devrede olmadığı için ihracatçıya yüzde 6’lık bir KKDF avantajı getiriyor. Takasın gerçekleştirileceği ithalat ve ihracat işlemi, ilgili gümrük müdürlüğüne dilekçeyle bildirilmek zorunda. Takasa ilişkin sözleşmenin de dilekçeye eklenmesi gerekiyor.

Özbey Men

 




İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


üye

Bunu da İnceledinizmi ?

Sporcu Kariyer Yönetim Ajansı Kurmak

Türkiye’de de sporcu kariyer yönetim ajansları kurulmaya başladı. Bu tür ajanslar sporcunun özel yaşamının bütün …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir