Üç kız kardeşin girişimcilik öyküsü…

1990’dan beri kitap-kırtasiye mağazalarındaki başarıyı turizm sektöründe de sürdürmeye kararlı olan Esra Barutçu Yüksel, Dilay Barutçu Dolar, Berfu Barutçu Bolat; eski bir Antakya evini restore ettirerek Barudi Cafe& Bar’ı açtılar. Yoğun ilgi gören mekanlarının ardından, Antakya’ da 10 odalı bir butik açıyorlar.

1920 – 1930’lu yıllarda Fransız işgalindeki Antakya yeni bir kültür akımıyla tanışır. Çoğu Saray Cad-desi’nde olmak üzere yeni sinemalar açılırken, Antakya’da küçük bir Avrupa şehri havası oluşmaya başlar. Eğlencenin yanı sıra dünyadaki gelişmeyi, modayı, yakından takip eden, dolayısıyla özgürlükçü, açık fikirli ve açık yürekli insanların yaşadığı bu cadde, tüm kenti etkisi altına alır. Bu unsurlar günümüzde de tüm hızıyla hüküm sürmekte.

Kültür, sanat odaklı caddede, üç kız kardeşin eski bir Antakya evini restore ederek Barudi Cafe & Bar’ı hizmete açmasıyla birlikte sokakta peş peşe mekanlar açılmaya başlandı.

3’ÜNCÜ YILINI DOLDURDU

Barudi’nin binası; Esra Barutçu Yüksel, Dilay Barutçu Dolar, Berfu Barutçu Bolat kardeşler tarafından satın alınmadan önce son derece harap durumdaydı. Üç kardeş, binayı görür görmez hayallerini gerçekleştirecekleri yer olduğunu andılar. Yaratıcılıkları çok iyi bilinen kardeşlerden Esra Barutçu Yüksel; harabe durumdaki tarihi bir eve yeniden hayat vermenin hayal olduğunu anlatırken sözlerine şöyle devam ediyor: “Tarihi ama bir o kadar da harap bir binadan; yaşayan ve kazandıran bir mekan yaratmaya çalıştık. Burası, hem benim hem de kardeşlerimin hayali olan bir yerdi. Üçüncü yılımızı geride bıraktık. Bu süreç içerisinde neredeyse hiç mutsuzluk yaşamadık. Uyumlu bir takım çalışması ile hedefimize ulaşmış, başarıyı yakalamış olduk.”



İSMİ DEDE YADİGARI

Geçmişe sahip çıkmak gerektiğinin altını çizen Esra Barutçu Yüksel, mekanlarına verdikleri Barudi isminin hikayesini ise şöyle anlatıyor: “Kurtuluş Savaşı döneminde dedelerimizin topçu birliklerine barut hazırlayanlar olduğu ve onlara Barudiler dendiği, Cumhuriyet’in ilanı ve soyadı kanunu ile birlikte ‘Barutçu’ soyadını aldıklarım biliyoruz. Ayrıca isimde geçen o “Bar” ve “Udi” ifadeleri de bar ve müziği çağrıştırdı. Barudi’nin diğer bir anlamı ‘şarap’ demektir. Sanırım bunların hepsi birleşince; dünü de anlattı, bugünü de… hatta yapacaklarımızı da… Aslında bir çok eşya ve obje daha önce kullanılması yönünde düşünülmüş detaylardı. Hatta nereye nasıl konulacağı daha belli olmadan, alman ve bir depoda saklanan, zamanı gelince de gün yüzüne çıkan eşyalardı. Mesela odalardaki koltuklar, Dilay Barutçu Dolar’m kayınvalidesine ait. Diğer odadaki koltuklar eşimin teyzesine ait. Örtülerin kimisi annemizden kimisi de arkadaşlarımız tarafından hediye edildi.”

BUTİK OTEL AÇACAKLAR

Barudi’nin konuk portföyünü meslek sahibi olan insanlar oluşturuyor. Kadınların rahatlıkla gelip zaman geçirdiği, eğlendiği bir mekan yarattıklarını ifade eden Yüksel, “Haftada 2 gece canlı müzik yapıyoruz. Diğer gecelerde ise soft müzikler ile konuklarımız için sakin bir sohbet ortamı sağlamaya çalışıyoruz. Antakya’da eğlence sektöründe de bir ilk olmayı hedefledik ve bunu başardık.” Kardeşler, 1990 yılından beri kendilerine ait kitap -kırtasiye mağazasındaki başarılarını turizm ve eğlence sektöründe de sürdürmeye kararlılar. Bu arada eski bir Antakya Evi’ni daha restore ettirerek 10 odalı bir butik otel açma hazırlığında olan aile, otel işletmeciliği alanında da başarılarını sürdüreceğe benziyor.





üye

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir