Yabancı yatırımcılar ve Türkiye’nin yeni bir öyküsü olacak mı?

Yabancı yatırımlar, satın alma ve birleşmeler ülkeye güvenin en önemli göstergesidir. Son üç yılda Türkiye’de onca şey oldu. Bütün olanlara rağmen yabancı yatırımcılar ellerini taşın altına koymaya devam ediyor…

YABANCI yatırımcılar “Türkiye’nin yeni bir öyküsü olacak mı?” ya da “Yaratılacak öykü ne olacak?” sorularını soruyor. Pragma Kurumsal Finansman Yönetici Direktörü Kerim Kotan, Türkiye’nin öyküsünün hala güçlü olduğunu düşünüyor. Onun görüşü önemli, yaptığı işlemlerin yanı sıra yabancı yatırımcıyı tanıma açısından büyük bir tecrübesi var. Son durumun analizini ve hatta psikolojisini ondan dinlemek önemli. Suların biraz olsun durulduğu şu zamanlarda, gerçekçi bakış açılarına ihtiyaç var. Kotan şöyle diyor:

“Türkiye’nin son üç dört yılda yaşamadığı hiçbir şeyin kalmadığı konusunda muhtemelen hemfikirizdir. Buna rağmen Türkiye’ye yabancı yatırımcının ilgisi devam ediyor. 2016’da 7 milyar dolar. 2017’de 10 milyar dolar, 2018 ilk altı ayda 8 milyar dolar… Biz son bir yılda Amerikalılara iki şirket sattık. ABD ile yaşanan siyasi krizin en tepede olduğu noktada iki sanayi şirketini Amerikalı stratejistlere sattık. Alıcılar milyar dolarlık fonları yönetiyor.”

SON DALGALANMA ETKİSİ



Peki, son döviz dalgalanmaları şirket değerlerini etkileyerek geleceğe dönük nasıl bir iz bıraktı? Kotan’ın değerlendirmesi şöyle: “Şu anda TL’deki devalüasyon yüzünden ağırlıklı olarak TL geliri olan, dolar geliri, ihracatı olmayan perakende ve gıda içecek şirketlerine yatırım yapan oyuncular veya stratejik oyuncular tatsız. Çünkü zamanında 10 milyon dolar yatırmışlar, beş senede şirketi 4-5 kat büyütmüşler ama TL bazında şimdi satıp çıksa dolar bazında pek bir getiri elde edebilmiş değil. Son 2-3 senedir, ihracat geliri olan veya dolar, euro geliri olup satılan malın maliyetinde euro girdisi olmayan, işçiliği TL olan, dolar borcu olmayan, katma değer üretimi yapan sanayi şirketlerine büyük ilgi var. Okida diye Türkiye’de beyaz eşya sektörünün kontrol mekanizmalarını yapan çok niş bir oyuncu ile kurlar fırlamadan anlaşmaları imzaladık. Ardından kurlar fırladı. Buna rağmen iş kapandı”.

“İLGİ BİTMEYECEK”

Türkiye’ye ilginin bitmeyeceğini söyleyen Kotan bunu anlatırken Türkiye’nin potansiyelinden söz ediyor:

Önümüzdeki dönem için şunu söylemekte fayda var. Türkiye’de batması gereken şirketler batacak, yani çok döviz borcu olan, bunu çeviremeyen, nasıl çevireceğini düşünmeden borç almış şirketler borcunu ödeyemezse batacak. Bu konuda yapacak bir şey yok. Ama bu durumun Türkiye’ye olan yabancı ilgisini bitirecek bir resesyona döneceğini zannetmiyorum. Türkiye’de 80 milyon nüfusun yarısı hala 35 yaşın altında. Burada 750-800 milyar dolarlık bir ekonomi olduğu ve jeostratejik lokasyonu devam ettiği sürece Türkiye’ye yabancı ilgisi devam edecek.

JEOSTRATEJİK LOKASYON ÖNEMLİ

“Üretim kalitesi ve Avrupa’ya göre jeostratejik lokasyon olarak baktığımızda Türkiye’nin konumu Uzakdoğu’nun sağlayamayacağı bir şey” diyen Kotan bunu şöyle açıyor:

“Biri bize ’20 parça şunu üret, 100 parça şunu, 200 parça da bunu’ üret dediğinde, biz bunu bir haftada üretip gönderebiliyorsak ve bunu farklı ürün gruplarında yapabiliyorsak bu çok önemli bir özellik. Bunu bir hafta sonra alabiliyorlarsa farklı ürün gruplarında bu çok önemli. Bugün bizim konuştuğumuz pek çok Amerikalı ve Avrupalı şirket üretimlerini kapatıp Türkiye’ye taşımaktan bahsediyor. Sanayi şirketlerimize olan talep, Avrupa’ya kaliteli ve ucuz satabilme avantajından yararlanabilme çabasından kaynaklanıyor. Şu anda üretim fiyatları Doğu Avrupa’daki fiyatların altına geldi. Ve asıl önemlisi oradan daha kaliteli bir üretim var. Ben burada fabrika alıp oradakini kapayıp veya oradakini kapamadan buradan destekli bir şekilde iş hacminin artacağını düşünüyorum.”

Volkan Akı





üye

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir