Pazar , Mart 24 2019
Anasayfa / Makaleler / Zafiyetleri sıradanlaştırmak

Zafiyetleri sıradanlaştırmak

Bilgi işlem teknolojileri alanındaki yatırımlarda yerli entegratör firmaların üzerindeki yükleri alacak bir sistem geliştirilmeli. İnsan kaynakları alanındaki gelişen tehlikeler büyük bir tehdit arz ediyor…

KAMU Bilgi İşlem Teknolojileri (Kamu BİT) alımlarındaki yıllardır devam eden mevcut yapıdan dolayı ortaya çıkan problemleri anlatmaya ve çözüm önerilerimizi sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Bir önceki yazımızda kamunun alım sistematiğinin nasıl olması gerektiğini ve bunu yaparken gücünün nasıl kullanması gerektiğini yazmıştık.

Devletin, BİT alımlarında toplu alım gücünü kullanmamasının, Sektörün ve yerel BİT oyuncularının oluşumunda ne kadar büyük bir eksiklik olduğunun anlaşılması için ne yapmak gerekir? Ben, kamu alım gücünün disipline edilerek ülke faydası sağlanması için aklımın erdiği konuları yazıyorum. Şimdi bir de teknolojisi olmayan ama iyi bir teknoloji uygulayıcısı olan sektörümüze yönelik bir konuyu değerlendirmelerimize eklemek istiyorum: Entegratörler…

Entegratörler

ORTADA BİR TUZAK VAR

Ülkemizdeki entegratör firmalar kendi aralarında rekabet ederler. Kamu ihalelerine girerek “açık eksiltme” bile yaparlar. Peki, neden bölgesel de olsa güçlü bir, iki entegralörümüz olmaz? Belli bir büyüklüğü geçince neden iflas ederler?

Var olan kamu alımlarının oluşumunda etkili olduğunu düşündüğüm bilişim teknolojisi üreticileri, kendilerine ülkemizde sadece irtibat veya fiyatlandırma yapan yerel ofisler kurarlar. Devamında da kanal veya bayii gibi kelimelerle tanımladıkları altyapıları oluştururlar. İhtiyaç makamına bu yapılar işi satar, yapar, teslim eder.



Kamu alımlarının mümkün olduğu kadar küçük parçalarla projelendirilmesi ise ayrı bir görünmez elin işi olarak ortaya çıkar. Devletimiz yıllık ortalama 3 milyar dolarlar seviyesinde sadece donanım ve yazılım paraları öder. Tabii bunların servis ve mühendislik tarafları da var. Bunlar ülkemiz için kazanım olan alanlar. Fakat bu noktada bir tuzak var. Entegratör firmalarımız üreticiden aldıkları ürünleri mühendislik kalemini de ekleyerek kamuya satışını yaparken, ihale esnasında açık eksiltme aşamasında fiyatları nereden indirirler dersiniz? Üreticinin minimum fiyatı bellidir ve çok özel şartlarda pazarlığa tabidir. Doğal olarak indirimler ürün tarafından olmaz; mühendislik tarafından fiyat iner. İşte, burası tuzağın dip noktasıdır. Bıçak sırtı fiyatlarla diyeceğim ama ürün için değil, satıcı firmanın mühendislik fiyatları için olan bıçak sırtı fiyatı ile Türk yüklenici satışı yapar. Peki, tuzak burada ömrünü tamamlar mı? Tabii ki hayır… Çünkü yüklenici Türk firma belli şartlar ile ürünlerin alimim önce kendisi yapar. Yani ürünlerin finansal yükleri de Türk firmalara yüklenir. Kabul aşamasında olacak ilk aksilikte kurbanın (tuzağa düşen anlamında) soluğu kesilir ve entegratörlük müessesesinin hatıraları kısmında yerini alır. Ruhuna El-Fatiha…

İNSAN KAYNAĞINA DİKKAT

Tüm bu kısır döngü nerede duracak? Kim bu konuda iç pazarın entegratörlük bölümünde düzenlenmesini sağlayacak? Mahalle arasında elektrik/elektronik tamircilerinin bile yeri geldiğinde “entegratör” olarak ortaya çıkmasını engelleyecek? Kimsenin önünü kesme, ekmeğine mâni olmak gibi bir düşünceyle yazmıyorum bunları. Ülkesini seven bir gazeteci olarak yazıyorum. Sektörün servis/mühendislik kısmı acilen düzenlenmezse üç vakte kadar bu alan da yabancı mühendisler (mühendis olduklarını iddia ediyorlar) tarafından işgal edilecektir.

İşte, bu noktada ek bir soru daha ortaya çıkıyor. Türkiye’de yabancı mühendislere çalışma izni veren kurumlar neden bu arkadaşların diplomalarının denklik işlemlerini yapıp denk olup olmadığını sormaz? Cevabını da ben vereyim: Bu işleri yapan kurumlar getirdikleri yabancı mühendisler için doldurdukları formların “Occupation/Meslek” bölümüne “Proje Uzmanı” yazıyorlar. Proje uzmanı yazınca denklik istenmiyor, mühendis yazınca isteniyor. Mühendislik Türkiye’de koruma altında olan bir meslek ama “Proje Uzmanlığı” değil. Ben İktisatçıyım. Buradan sadece mühendislere mesleğinize sahip çıkın diyerek konumuza geri dönüyorum.

Servis alanı Türk mühendislerin yıllardır hem iilke içinde hem de dışında yetkin olduğu alandır. Mühendislik kalitemiz iyidir. Ama sayımız azdır. Hintliler, Lübnanlılar ve son dönemde Çinliler bu alanda dominant olmaya başladılar. Hatta ülke içerisinde sektördeki/pazardaki monopol görünümü (gidişatı) insan kaynakları alanında da sıkıntılar oluşturuyor. Teknolojiyi geliştirmeye ve bunun sürdürebilir olmasına çalışıyoruz. İhtiyaç analizi yapıldığında ilk eksiklik insan kaynağı olarak ortaya çıkıyor. İşte en önemli zafiyetimiz…

MUSA SAVAŞ




İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


üye

Bunu da İnceledinizmi ?

Dijital, TV’yi Tahtından Edebilir

Geçtiğimiz ay medya takip kuruluşu Ajans Press tarafından Rtük’ten derlenen verilerle, Türk halkının televizyon izleme …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir